4 Eylül Sivas Kongresi Sivas Yemek Kültürü ve YEME-İÇME, EĞLENCE YERLERİ
Kas 12

1

Mustafa Kemal Paşa

Heyet-i Temsiliye Üyesi (Ordudan ayrılma)

Katıldı.

       

Kongre toplantı sonunda çeşitli isimlerdeki Cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirilmesini bir bildiri ile millete açıkladı. Aynı gün Sivas Valiliğine de durum bildirilerek Cemiyetin genel Merkezinin şimdilik Sivas’ta bulunacağı ve kongrenin 12 Eylül 1919’da yapacağı açıkoturumdan sonra dağılacağı duyuruldu.
Kongre Heyet-i Temsiliye’sine altı yeni üye daha seçildi. Kongre 11 Eylül 1919’da Damat Ferit Paşa Hükümetine duyduğu güvensizliği Padişaha bildirmek ve milli amaçlara hizmet edecek bir hükümet kurulmadıkça İstanbul ile her türlü ilişkilerini kesmek kararı almıştır. Bunun Padişaha duyurulması amacıyla kongre heyetinin tanıdığı süreler tamamlanıp müracaatlar cevapsız kalınca; 12 Eylül sabahından itibaren İstanbul ile bütün haberleşmenin kesilerek Heyet-i Temsiliye ile muhaberede bulunulması kararı alınmış ve durum bütün merkezlere duyurulmuştur.

“Bütün milletçe bilinmekte olan iç ve dış tehlikelerin yarattığı milli uyanıştan doğan kongremiz aşağıdaki kararları almıştır:
1- Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılan müzakerenin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız içinde kalan ve her noktası ezici islam çoğunluğu ile meskun bulunan Osmanlı ülkesinin bölgeleri, birbirinden ve Osmanlı toplumundan ayrılması olanak dışı olan ve hiçbir nedenle bölünmez bir bütün oluşturur.
Bu ülkede yaşayan tüm islam unsurları birbirine karşı saygı ve fedakarlık duyguları besleyen soy ve toplum hakları ile çevre koşullarını anlayışla karşılayan öz kardeştirler.
2- Osmanlı toplumunun bütünlüğü milli bağımsızlığımızın sağlanması yüce Hilafet ve Saltanat makamının dokunulmazlığı için Kuva-i Milliyeyi etmen ve milli iradeyi egemen kılmak kesin ve temel ilkedir.
3- Osmanlı ülkesinin herhangi bir bölümüne yönelecek el atma ve işgale, özellikle yurdumuzda bağımsız birer Rumluk ve Ermenilik kurulması amacını güden davranışlara karşı Aydın, Manisa ve Balıkesir cephelerindeki milli savaşlarda olduğu gibi hep birlikte savunma ve direnme ilkesi meşru kabul edilmiştir.
4- Öteden beri aynı vatan içinde birlikte yaşadığımız bütün müslüman olmayan azınlıkların her türlü hak ve eşitlikleri korunmuş olduğundan, bunlara siyasi egemenlik ve toplum dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilesi kabul edilmeyecektir.
5- Osmanlı Hükümeti, bir dış baskı karşısında ülkemizin herhangi bir kesimini terk ve ihmal etmek zorunluluğunda kaldığı taktirde, hilafet ve saltanat makamı ile vatan ve milletin dokunulmazlığı ve bütünlüğünü garanti eden her türlü tedbir ve kararlar alınmıştır.
6- İhtilaf Devletlerince müzakerenin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız içinde kalıp büyük bir islam çoğunluğu meskun olan, kültür ve uygarlık üstünlüğüyle müslümanlara ait bulunan ülke bütünlüğümüz bölünmesi düşüncesinden tamamen vazgeçilerek bu topraklar üzerindeki tarihi, ırki, dini ve coğrafi haklarımıza saygı gösterilmesine ve bunlara aykırı girişimlerin geçersiz hale getirilmesi, böylece hak ve adalete dayanan bir karar almasını bekleriz.
7- Ulusumuzun insancıl ve çağdaş amaçların yüceliğine inanır; teknik, ekonomik ve endüstriyel durum ve ihtiyaçlarımızı da takdir eder. Bu nedenle devlet ve ulusumuzun iç ve dış bağımsızlığı ve yurdumuzun bütünlüğü korunmak koşulu ile altıncı maddede açıklanan sınırlar içinde, ulusçuluk ilkelerine saygılı ve ülkemize karşı yayılma emeli beslemeyen herhangi devletin teknik, ekonomik ve endüstriyel yardımını memnunlukla karşılarız. Bu insancıl ve haklı koşulları taşıyan bir barışın da en kısa zamanda gerçekleşmesi dünya ve insanlığın huzuru adına, en başta gelen milli emelimizdir.
8- Milletlerin kendi alın yazılarını kendilerinin yazdığı bu tarihi çağda, merkezi hükümetlerimizin de ulusal güce bağlı olması zorunludur. Çünkü, ulusal güce dayanmayan bir hükümetin indi ve kişisel kararlarına milletçe itaat edilemeyeceğinden başka. Kararların dışta da geçerli olmadığı ve şimdiye kadar görülen eylem ve sonuçları ile kanıtlanmıştır. Bu nedenle milletin içinde bulunduğu kaygı ve sıkıntılarından kurtulmak çarelerine başvurmasına gerek kalmadan, merkezi hükümetin milli meclisi hemen ve hiç zaman yitirmeden toplanması, böylece vatan ve milletin yazgısı hakkında alacağı bütün kararları Milli Meclisin denetimine sunması.
9- Yurdumuzun ve milletimizin karşılaştığı zulüm ve elemelere tamamen ve aynı ülkü ve amaçla milli vicdandan doğan vatani ve milli derneklerin birleşmesinden oluşan genel kitleye bu kez “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı verilmiştir. Bu cemiyet her türlü particilik akımlarından bütünü ile arınmış ve aklanmıştır. Bütün müslüman vatandaşlarımız bu cemiyetin tabii üyelerindendir.
10- Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin, 04 Eylül 1919 tarihinde Sivas şehrinde toplanan Genel Kongresi tarafından kutsal amaçları izlemek ve bütün örgütü yönetmek için bir “Temsil Heyeti” seçilmiş ve köylerden il merkezlerine kadar bütün ulusal örgüt birleştirilmiş ve güçlendirilmiştir.
12 Eylül 1919 Cuma günü bütün Sivas halkı Kongre Salonuna davet edilerek bir açık oturum yapıldı. Bu açık oturum büyük tezahürata vesile oldu. Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyeleri halk tarafından tebrik edildi. Böylece Sivas Heyet-i Temsiliyesi de denilen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi 16 kişi olarak aşağıdaki kimselerden teşekkül etti.

Erzurum Kongresinde Seçilmiş Olanlar
1- Mustafa Kemal Paşa (3. Ordu Komutanı iken askerlikten ayrıldı.)
2- Hüseyin Rauf Bey (Bahriye Eski Nazırı ve askerlikten ayrılma.)
3- Hoca Raif Efendi (Erzurum Eski Mebusu)
4- İzzet Efendi (Eski Kaymakam-Mebus)
5- Servet Bey (Trabzon Eski Mebusu)
6- Sadullah Efendi (Bitlis Eski Mebusu)
7- Hacı Fevzi Efendi (Erzincan Nakş-i bendi Şeyhi)
8- Bekir Sami Bey (Beyrut Eski Valisi)
9- Hacı Musa Efendi (Mutki’de Aşiret Reisi)

Heyet-i Temsileyece Seçilmiş olanlar
10- Refet Bey (3. Kolordu Komutanı iken askerlikten ayrılma)

Sivas Kongresinde Seçilenler
11- Kara Vasıf Bey (Gaziantep Delegesi, Kurmay Albaylıktan emekli)
12- Mazhar Müfit Bey (Hakki Delegesi-Eski Mutasarrıf)
13- Ömer Mümtaz Bey (Adana Eski Mebusu)
14- Hüsrev Sami Bey (Eskişehir Delegesi-Askerlikten ayrılma)
15- Hakkı Behiç Bey (Denizli Delegesi-Eski Mutasarrıf)
16- Ratıp Zade Mustafa Bey (Niğde Delegesi)

Mustafa Kemal Paşa bir dilekçe ile Sivas Valiliğine başvurarak Anadolu Rumeli Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Temsiliyesinin kurulduğunu bildirdi. 12 Eylül 1919 Cuma günü sabaha karşı saat 05.00’te “Umumi Kongre” imzası ile Kolordu Komutanlarına tebligatta bulunuldu ve padişahla doğrudan doğruya haberleşme imkanı arama çabalarına girişildi. Bütün Valiler ve Kumandanlara İstanbul’la haberleşmelerinin kesildiği bildirildi. Yabancı Devlet Elçilerine de Heyet-i Temsiliye adına bir muhtıra gönderildi.

Mustafa Kemal Paşa Sivas Kongresi’nin seçtiği Heyet-i Temsiliyeyi bütün Anadolu için hükümet mercii durumuna soktu, sert kararlar aldı. Bu arada Sivas’ta alınan kararları duyuracak “İrade-i Milliye” gazetesi ilk baskısını 14 Eylül 1919 günü yaptı. Gazete Sivas’ta 3 sene müddetle basılmıştır.

Artık ok yaydan çıkmıştır, Sivas PTT Merkezine yerleşen Gazi Mustafa Kemal Paşa her tarafa direktifler vermekte ve Padişah Hükümeti ile şiddetli bir çatışmaya girişmektedir.

Bu çalışmaların neticesi olarak Ankara Valisi Muhittin Paşa tevkif edilerek İstanbul’a gönderilmiş, Elazığ Valisi, Malatya ve devrin mutasarrıfları kaçmaya mecbur bırakılmış, Trabzon Valisi Galip Bey Erzurum’a gönderilmiştir. Albay Refet Bey’in Sivas’tan Konya üzerine gönderilmesi ile Konya Valisi Cemal Bey İstanbul’a kaçmış, bu arada Mustafa Kemal Paşa Güney Anadolu’nun savunulmasına ve teşkilatlanmasına da el atmış, bütün bu olaylardan sonra İstanbul’daki Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etmiş, yeni kabine kurulması Ali Rıza Paşaya verilmiş yeni hükümetle anlaşmak üzere Bahriye Nazırı Salih Paşayı Amasya’ya göndermiştir. Heyet-i Temsiliye adına da Mustafa Kemal Paşa 18 Ekim 1919’da Amasya’ya gitmiş üç gün süren toplantı sonunda (20-22 Ekim 1919) Amasya’da anlaşma imzalanmış böylece Sivas kendiliğinden Milli Mücadele çabalarının merkez şehri, Heyet-i Temsiliye de haberleşmelerin mercii olmuş, Mustafa Kemal Paşa milli birliğin ve milli mücadelenin tek yöneticisi durumuna girmiştir. Memlekette yer yer milletvekilleri seçiliyordu. Mustafa Kemal Paşada Erzurum Milletvekili seçilmişti. 16 Kasım 1919’da Sivas’ta Komutanlar, Heyet-i Temsiliye Üyeleri ve bulunmaları faydalı kabul edilen kimseler Mustafa Kemal Paşanın Başkanlığında toplanarak halkın yurt savunması için nasıl silahlandırılıp örgütleneceği tespit edildi. İlgililere bilgiler verildi. Bunlardan sonra Heyet-i Temsiliye Sivas’tan ayrılmaya karar verdi. Bunun sebepleri vardı. Sivas İstanbul arası uzaktı, İstanbul’dan yazılan uzun telgrafları önce Ankara alıyor, özetleyerek Sivas’a gönderiyordu. Araya aracı sokmadan İstanbul ve Batı Anadolu ile haberleşmek imkanı yoktu. Heyet-i Temsiliyenin elinde uzun yollara dayanabilecek ancak üç otomobil vardı, benzin yok denecek kadar kıttı, Demiryolu Sivas’a kadar gelmiyordu ve o yol kış çok şiddetli idi. Bu durumda Heyet-i Temsiliyenin Sivas’tan ayrılması artık bir zaruret olmuştu. Sivas aylardan beri kendisine heyecan yaşatan bir ekipten ayrılmanın kederi ile çok üzgündü, bunu (İrade-i Milliye) gazetesinin imtiyaz sahibi Selahattin Ulusalerk şöyle anlatmaktadır:

“1919 yılı Aralık sonlarının karlı, soğuk günleri Mustafa Kemal Paşa Sivas’tan Ankara’ya gidiyordu. Bütün Sivas adeta yas içinde, o büyük kahramanı kolları arasından bırakmak istemiyordu.
Geçici olarak Ankara’ya gittiklerini, Ankara’nın İstanbul’a ve İzmir Cephesine yakınlığından Milli Mücadele için faydalanmak zarureti olduğunu söylüyorlar, iç ve dış düşmanların kökünü kazıdıktan sonra, yine Sivas’a döneceklerini vaadediyorlar, bu söz ayrılık acısına bir teselli tesiri yapıyordu.

Gidecekleri haberi katileşti, günü belli oldu. Herkes uğurlama hazırlıkları yapıyor, vasıta tedarik ediliyordu. Sivas’a üç saat mesafedeki bir yere gidilecek, oradan uğurlar olsun denilecekti;
Sivas Kongresi öncesi ve sonrası Mustafa Kemal ve arkadaşlarına çok kolaylıklar gösteren Sivas Valisi Reşit Paşa anılarında şöyle diyordu.

“Mustafa Kemal Paşa ve Temsiliye ile İstanbul arasında cereyan eden görüşmeler sonucunda Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da toplanması Heyet-i Temsiliyenin ise Anadolu’da kalması kararlaştırıldı. Bir müddet sonra da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Sivas’a oranla daha merkezi olan ve İstanbul’a daha yakın bulunan Ankara’ya hareket ettiler. İl Sınırından geçerken beni de şu telgrafla ödüllendirdiler.
Vilayetiniz sınırını geçerken Sivas’ta bizlere gösterdiğiniz konukseverliğe ve değerli yardımlarınıza bir kere daha teşekkür etmeyi bir görev sayar cümleten hürmetlerimizi sunarız.”

Böylece yeni Türkiye’nin kuruluşu ve kuruluşu için teşkilatını Sivas’ta kuran ve olgunlaştıran Mustafa Kemal Paşa 02 Eylül 1919’da geldiği Sivas’tan, 18 Aralık 1919 tarihinde ayrılıyordu. Sivas’ın Kurtuluş Savaşında çok önemli bir yeri olmuş, doğudan başlayan Sivas ve Ankara’da gelişen İzmir’de zaferle sonuçlanan Milli Mücadelenin doğudan batıya kadar gelişen bir halkasını teşkil etmiştir.

Sivas Kongresi Erzurum Kongresi kararlarının ve genel olarak milli hakimiyete dayanan kayıtsız ve şartsız yeni bir Türk Devleti kurma kararının vatan sathına yayılmasıdır. Bu kongre sonunda Milli Mücadele daha fazla filizlenmiş ve güçlenmiş milli dikkat İstanbul’dan çok Sivas’a yönelmiş, dünya Sivas’la temas zaruretini duymuş, İstanbul Hükümete Anadolu’dan gelen milli sesi tanımak mecburiyetinde kalmıştır. Bu nitelikleri ile Sivas Kongresi büyük Atatürk’ünde ifade buyurdukları gibi Cumhuriyetin temelini teşkil eder. Bu temelde Sivaslılarında şeref payı büyüktür. Bu özelliği ile Sivas Türkiye Cumhuriyeti tarihine bir 4 Eylül Kenti olarak geçmiştir. Bu özelliği ile anılmalıdır.

written by admin

Leave a Reply