Kas 12

COĞRAFİ KONUM
Şarkışla’nın Sivas il merkezine uzaklığı 83 km, rakımı 1180 m’dir. İlçenin Merkez Nüfusu 20.654, köylerinin nüfusu 28.664 olup toplam nüfusu 49.318 dir.Toplam yüzölçümü 1965 km2 dir. Güneyinde Altınyayla ve Kayseri, batısında Gemerek, kuzeybatısında Yozgat ili ve kuzeyinde Yıldızeli, doğusunda Sivas topraklarıyla çevrilmiştir.
Genel olarak ilçe engebeli bir yapıya sahip olup ilçe merkezi, Kızılırmak oluğunun güneydeki Acısu ve Kanak Çaylarını alüvyonlarıyla örtülmüş bir ova üzerinde yer alır. Asıl yerleşme kalker yapılı (kale) bir tepenin eteklerinde kurulmuştur.
İlçeyi kuzeyden Akdağlar çevreler; bu dağların yükseltisi 2000 metreyi geçer ve bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. İlçeyi güneyden Tecer Dağlarının güney etekleri çevreler. İç Anadolu bölgesinin en önemli peneplen platolarından biri olan Uzun Yayla’nın bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Bu yönüyle ilçe yer şekilleri bakımından çeşitlilik gösteren (dağlar, vadiler, ovalar ve platolar) pürüzlü engebeli bir yapıya sahiptir.
İlçede sert, karasal bir iklim hüküm sürer, yıllık sıcaklık ortalaması 12C civarında olup, en soğuk ay ortalaması -4C, en sıcak ay ortalaması ise 19.5C civarındadır
İlçenin en önemli akarsuyu Kızılırmaktır. İlçenin kuzeyinden geçen Kızılırmağın, ilçeden aldığı en önemli kollar Acısu ve Kanak Çaylarıdır. Rejimleri düzensiz olan bu akarsular özellikle yaz aylarında sularının büyük bir kısmını kaybeder
               

TARİHÇE
Şarkışla M.Ö 3000’li yıllarında Hititlerin yaşadığı bir yöreydi. Daha sonra bu yöre M.Ö. 550 yıllarında İran kökenli Pers hakimiyeti altına girmiştir. Büyük İskenderin doğu seferi sırasında Makedonya egemenliğine giren Şarkışla, bundan sonra sırasıyla Kapadokya Krallığı ve Roma İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır. Bizans İmparatorluğu döneminde ise Sivas Theması’nın sınırları içerisinde bulunuyordu. 1071 Malazgirt Savaşı sonunda Anadolu’nun fethiyle Şarkışla yöresine de hakim olan Türkler, bölgede ilk Türk hakimiyetini Danişmentli Beyliği ile kurmuşlardır. 1175 yılından itibaren ise bölge, Anadolu Selçuklu hakimiyeti altına girmiştir.
1243 Moğol istilasıyla yağmalanan Şarkışla’da daha sonra Eretna Beyliği hakimiyeti başlamıştır. Eretna Beyliği’nin yıkılması ile de Kadıburhanettin Devleti’nin denetimine giren Şarkışla 1408 yılından sonra ise Osmanlı hakimiyetine dahil olmuştur.
Osmanlı yönetimindeki Şarkışla 19. Y.Y’da Sivas Sancağı’nın Tonus (Altınyayla) kazasının yönetimine bağlanmıştır. 1864 yılında yayımlanan Osmanlı Vilayet Nizamnamesi ile belediye teşkilatı kurulan Şarkışla, 1873 yılında ilçe statüsü kazanmıştır.
Şarkışla Osmanlılar döneminde göç alan bir yöre olmuştur. 1860’lı yıllardan sonra Kafkasya’nın Ruslar tarafından işgali ile buradan göç eden Kafkas halkı Uzunyayla yöresine yerleştirilmiştir.
Cumhuriyet döneminde 1926 yılında yapılan düzenleme ile Şarkışla ilçesi Sivas Vilayeti’ne bağlanmıştır.

KÜLTÜR VE TURİZM
İlçe de tarihi değerlerinden 1669 yılında yaptırılan Ulu camii ve ilçenin ortasında bulunan kaledir. Bugün kaleye ait hiçbir iz yoktur.
Yöre halkı gelenek ve göreneklerine bağlı, misafirperverdir. İçli ve duygulu bir yapıya sahip olan ilçe sakinleri bu özelliklerini yöreye has deyiş, şiir ve türkülerinde belli eder. Bu nedenle bağrından çok sayıda halk ozanı yetiştirmiştir.
Bunların en çok bilineni ünü yurt dışına taşan Aşık Veyseldir. Her yıl 16-21 Mart tarihlerinde düzenlenen Aşık Veysel ve Ozanlar Haftası yöreye renk katmaktadır.
Sefil Selimi, Aşık Hüseyin, Aşık Agahi, Aşık Kamber, Aşık Kunter, Aşık Kul Veli, Aşık Şevki, Aşık Bekir, Aşık Ali İzzet Özkan, Aşık Ali İzzet Savaş, Aşık Merdanoğlu, Aşık Mehmet Ali ve Aşık Fazlıda Şarkışla’nın yetiştirdiği ozanlardır. Değişik kültür kucağından gelip yerleşen insanların varlığı nedeniyle Şarkışla, halk kültürü yönünden renkli bir mozaik oluşturmaktadır.
Sivas genelinde oynanan halk oyunlarının yanısıra yöresel oyunlara da sahiptir. Bunlar; ortaköy bicosu ve arabacı oyunudur. Kıyafetler birbirine yakın olmakla beraber farklı motifler ve renkler içerir.
İlçede Ortaköy Çermik ve Alaman Köyü çermiği mevcut olup çeşitli hastalıklara şifa verdiği bilinmektedir. Yeterli tesis mevcut olmadığı için istenilen düzeyde işletilememektedir.

written by admin

Kas 12

COĞRAFİ KONUMU
Sivas’ın Kuzey Doğu bölümünde, Ka-radeniz bölgesi sınırları içerisinde yer alır. İlçenin Nüfusu 25.137, Köylerin nüfusu 19.594 olup toplam nüfusu 44.731 dir. Yüzölçümü 985 Km2, rakımı 950 metredir. İlçe-nin Karadeniz Bölgesine yaklaşan kısımları orman-lıktır. İklim olarak Kara-deniz iklimi ile kara ikli-minin geçiş çizgisinde bulunmaktadır.

TARİHÇESİ

Suşehri ilçesi eski bir yerleşim merkezidir. İlçe tarihinin Bakır çağına kadar indiği sanılmaktadır. 1865 yılında ilçe olmuştur. Eskişar Çataloluk köylerinde Roma,Selçuklu dönemlerine ait tören yerleri mevcuttur. Akşar köyü yakınlarında Roma İmparatoru Hadrianus adına dikilmiş kilometre (Miltaşı) taşlarına rastlanmaktadır.
İlçenin eski yerleşim yeri şimdiki merkezin 2 Km doğusunda çayırbaşı mevkiinde bulunuyordu. Bulahi adını taşıyan bu yerleşim merkezi depremler sonunda yıkılınca ilçe, Endiryas adını alarak şimdiki bulunduğu merkezde gelişmeye başlamış,1906 yılında da sularının bolluğu nedeniyle Suşehri adını almıştır.
Suşehri ovası ve Köse dağı 1243 yılında Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılmasına neden olan, Köse dağ savaşına sahne olmuştur.
1917 Yılında doğuda Ruslara karşı savaşan ordumuz geriye çekilmek zorunda kalmış, 3.ordu karargahı Suşehri’ne taşınmıştır. Ruslar doğuda Refahiye ilçesine kadar gelmiş ancak, 1917 Rus ihtilali ve ordumuzun kahramanca direnmesi sonucu geriye çekilmek zorunda kalmıştır.
19 Mayıs 1919 da Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum Kongresine giderken ilçede konaklamış, Suşehri’ndeki Milli Mücadele faaliyetlerini organize etme görevi Mehmet Ali Efendiye verilmiştir. Ayrıca bir toplantı ile Suşehri Müdafa-i Hukuk Cemiyeti şubesi kurulmuş, ilçeyi Erzurum kongresinde temsil etmek üzere Çeçen zade İsmail Hakkı Bey delege seçilmiştir.
KÜLTÜR VE TURİZM
Tarihi ve kültürel değer taşıyan tek yapı Belkıs Hatun Camisidir. Ayrıca Selçuklu komutanlarından olan Kösedağı mevkiinde bulunan Köse Süleyman Türbesidir. Baraj göllerinin oluşması turizm alanında olumlu gelişmeler yaratacak potansiyel taşımaktadır.

written by admin

Kas 12

COĞRAFİ KONUMU
Yeşilırmak’ın kolu olan Kelkit Çayı vadisinin 4 km. Kuzey kesimine Iğdır Dağı’nın eteğinde kurulmuştur. İlçenin Merkez Nüfusu 5.706, Köylerin nüfusu 19.228 olup toplam nüfus 24.934 dür.Rakımı 850 metredir. İlçenin yüzölçümü 946 km2 olup, doğusunda Suşehri, kuzeyinde Ordu, Mesudiye, batısında Tokat, reşadiye, kuzeydoğusunda Giresun, Şebinkarahisar, güneyinde Zara ve Doğanşar ilçeleriyle komşudur.
Coğrafi yapı olarak engebeli ve fazla eğimli bir alanda kurulmuş olan ilçede tarım arazisi yetersiz olup, genelde orman arazisi hakimdir. Yeryüzü şekilleri itibariyle, tipik Karadeniz Bölgesi özellikleri göstermektedir. Genelde kırık arazi derin vadilerle oyulmuş durumdadır. Bu yüzden erozyon ve heyelan tehlikesi vardır. Yüzey şekillerinin bu özelliklerinden dolayı köylerin ilçe ile ulaşımında zorluk çekilmektedir.
İklim olarak Koyulhisar, İç Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında sınır teşkil ettiğinden özellikle karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. Sivas il merkezine oranla kışları daha kısa, ılıman ve yağış daha fazla olup, havanın nem oranı yüksektir. İklim ve coğrafya açısından Koyulhisar Sivas bölgesinin mesire yeri durumundadır.
TARİHÇE
İlçenin adının kaynağı hakkında çeşitli söylentiler vardır. Koloneia, Kule-Hisar , Kuyulu-Hisar gibi isimlerin yanı sıra, batılı kaynaklarda da Kaili-Hisar, Kuili-Hisar şeklinde geçmektedir.Koyulhisar ilçesi çok eski bir tarihe sahiptir. Trabzon Pontus Rum İmparatorluğuna bağlı iken Anadolu Selçuklularının ve daha sonra da Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyeti altına girmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Trabzon eyaletine 1859 yılında Muşaz ilçesi adı altında bağlanmıştır. Koyulhisar zamanla önemini kaybederek nahiyeye çevrilmiş, 1864 yılında ilçe durumuna getirilmiştir. 1934 yılında da Sivas İli’ne bağlı bir ilçe olmuştur.
KÜLTÜR VE TURİZM
Kültür varlıkları olarak, Aşağıkale, yukarıkale, Fatih Camii, Hacı Murat Han, Koyulhisar şehitliği bulunmaktadır.
Koyulhisar, Eğriçimen ve Sarıçiçek yaylaları turizm açısından gelişmeye elverişlidir.

written by admin

Kas 12

COĞRAFİ KONUMU
Kangal İlçesi Orta Anadolu Düzlüğü ile Doğu Anadolu engebelerinin birleştiği yerdedir. Doğusunda Divriği, Kuzeydoğusunda Zara, Batısında Altınyayla, Kuzeybatısında Ulaş, Kuzeyinde Hafik, Güneyinde Gürün, Güneydoğusunda Malatya, Güneybatısında Kayseri ile çevrilidir.
İlçenin kuzey ve doğusu engebeli güney ve batısı ise düzlüktür, bu düzlük Uzunyayla Platosu’nun uzantısında bulunmaktadır.
Kangal Merkez Nüfusu 12.099, Köylerin nüfusu 24.950 olup toplam nüfus 37.049 dur.İlçenin ortalama yüksekliği 1400-1600 m. olmakla birlikte Kuzeyde bulunan Yılanlı Dağı 2200 m. ile en yüksek arazi kesimidir.
Kuzeyde Yılanlı dağı bölgesi ve Güneydoğuda kepez dağı bölgesi hariç bölgenin tamamına yakını tarıma elverişlidir.
Kuzey-Güney uzanımında Kazıklı çayı, Batı-Doğu uzanımında Kürtler çayı, Köprüler dışında geçişe izin vermemektedir.
Bölgenin tamamına yakını bozkır arazisi şeklinde çıplak arazi yapısına sahiptir. Bölgenin en önemli geçitleri Yağdonduran (1700 m.) ve Aptalboğan (1750 m.) geçitleridir.
İlçe Sivas ve Malatya illerine 850-05 ve 850-07 Devlet karayolu ile Divriği, Gürün ve Ulaş ilçesine il yolu ile bağlıdır.

TARİHÇE
Kangal İlçesinin yerleşim tarihi oldukça eskidir. 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya gelen ilk Türk boyları, Anadolu’da bulunan Doğu Roma İmparatorluğuna ait yerleşim birimlerini ele geçirerek, bir kısmı ilçenin merkezine yakın bulunan Humarlı köyüne yerleşmişlerdir. Bu yerin tarıma çok elverişli oluşu ve doğuyu batıya bağlayan İpek yolu güzergahında oluşu, buraya yerleşen Türk Boylarının ipek yolu güzergahını seçmeleri ticaretle uğraştıklarını göstermektedir. Zamanla güçlenen bu Türk boyu etrafındaki diğer boylara gücünü kabullendirerek bir derebeylik kurmuşlardır. Sonradan Selçuklular döneminde de posta işleri de bu derebeyliğe verilmiştir. Selçuklular döneminde Alacahan Bucağı’nda bir kervansaray yapılarak bu yörenin önemi daha da artmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde,
bu yer Samsun ve Giresun Limanlarını Anadolu’ya bağlayan ve İstanbul’dan gelen yolla birleşmiştir. Böylelikle Halep’e kadar uzanan meşhur Bağdat Şosesi, Humarlı Köyü civarındaki Halep Köprüsünün 1626 yılında tamamlanmasından sonra hizmete açılmıştır. Derebeylik XVIII’nci asra kadar devam etmiştir. Sonradan bu yörede de derebeylik ve ağalık savaşları giderek arttığından Humarlı Köyü dağılmıştır. Dağılan boylardan bir kısmı bu günkü ilçe merkezine yerleşmiştir.
İlçe 1902 yılına kadar bucak olarak kalmış ve o vakte kadar Bucak Subaşı unvanı ile makam kisvesi bir cübbe ve markop denilen ayak giyimi ile sembolleştirilmiştir
Kangal İlçesinin Kangal ismini alışını doğrulayan çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birincisi, Birlik ve beraberliği ifade eden anlamdadır. Kangal ilçesi geniş bir vadi içerisinde olduğundan etrafındaki dağların Kangal şeklinde çevrilmesine izafeten, ikincisi Kangal’a yerleşen iki düşman aşiretin kan davalarına burada son vermeleriyle KAN-KAL şeklinde isim oluştuğu bilahare şive nedeni ile Kangal’a dönüştüğü, üçüncüsü ise burada yetişen dikenli boz renkte Kangal yabani otunun çokluğu nedeniyle “Kangal” ismini aldığıdır.

KÜLTÜR VE TURİZM
İlçenin Dünya çapında tanınmasına sebep olan ve Turizm bakımından bir hareketlilik yaratan kangal köpeklerinin anayurdu, Kangal ilçesidir. Ayrıca ilçede tarihsel ve kültürel öneme sahip bir çok mekan bulunmaktadır. Bunlar; Alacahan Kervansarayı, Alacahan Camii,Samet Baba Türbesi, Mancılık Kilisesi, Karaseki Aslantaş Yerleşmesi, Karaseki Ören Yeri, Büyük Değirmenli Hüyüğü, Akçakale Kalesi, Yeşilkale Kalesi ve Halil Rıfat Paşa Köprüsü’dür.
Balıklı Kaplıca da Kangal’da Turizm hareketliliğine önemli katkı yapan bir şifa yeridir.
Kangal Köpeği:
Vatanı Türkiye olup, Orta Anadolu’dan kökenini almış, Sivas İlimizde, Özellikle Kangal İlçesinde bulunmakla birlikte, gerek Sivas’a yakın iller gerekse Trakya’dan Kars’a kadar olan bölgede Kangal Köpeğinin çeşitli variyetlerini görmek mümkündür. Ancak birinci derecede saf Kangal çoban köpeğini Sivas veya özellikle Kangal ilçesinde bulmamız mümkündür.
Kangal köpeğine sahip olmak isteyenlerin Kangal İlçesi Kangal Köpeği üretim merkezinin (036 457 26 56) ve Ulaş Tarım İşletme çiftliğinin (0346 781 26 38) No’lu telefonlarına müracaat etmeleri gerekmektedir. Sivas Kangal Çoban Köpeği detaylı bilgi için tıklayınız.

Balıklı Çermik;
Tıbben tedavisi tam olarak yapılamayan sedef hastalığının (Psöriasis) dünyada alternatifsiz olarak tek doğal çözüm merkezidir. Balıklı Kaplıcada sedef hastalığının tedavisi hava-su-balık üçlemesiyle yapılmaktadır. Balıklar yaranın kabuklarını yiyerek derinin hava ve su ile temasını sağlar. Sadece kaplıca sularında bulunan selenyum deriyi yenilerken, yörenin iklimi yaranın daha çabuk iyileşmesini sağlar.

written by admin

Kas 12

COĞRAFİ KONUMU
İlçenin yüzölçümü 1229 km2’dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1650 metre olup, Sivas İl merkezine uzaklığı 106 km’dir. İlçenin Merkez Nüfusu 7.316, Köylerin nüfusu 6.567 olup toplam nüfus 13.883 dür.Doğusu Refahiye, batısı Zara, kuzeyi Suşehri, güneyi İliç ve Divriği ilçeleri ile çevrilidir. Yazları kuru ve sıcak, kışları ise çok sert ve yağışlı geçen bir kara iklimine sahiptir. Kışları çok uzun olup, yazları ise çok kısadır.
Arazi genellikle bozkır ve tepelerden oluşmaktadır. Tarıma elverişli alanı 11.447 hektar olup, toplam orman alanı ise 6.563 hektardır. Eskiden İlçenin büyük bölümü ormanlarla kaplı iken korunması ve bakımı yapılamadığından bu gün orman sahaları yok denecek kadar azalmıştır. İklim şartlarının ağır olması ve rakımın yüksekliği sebebiyle kavak ve söğütten ve bazı meyve türlerinden başka ağaç çok zor yetişmektedir.
İlçe konum itibariyle Kızılırmak Nehri civarında yer almıştır. Türkiye’nin en uzun nehri olan Kızılırmak, ilçe sınırları içinde Kızıldağ eteklerinden doğmaktadır. Toprak verimsiz olup, en fazla arpa, buğday ve yem bitkileri ekimi yapılmaktadır.
TARİHÇE
İlçe 1877 Osmanlı-Rus Harbinde doğu İllerimizin Rus ve Ermeni çeteciler tarafından işgali ile Kars İlinin Sarıkamış İlçesi Bardız bucağı, Zakim köyü ve Horasan İlçesi, Hasan Kale Sanamer Köyü ve diğer yakın köylerden başladıkları göç neticesi bugünkü ilçe merkezine yerleşmeleri ile meydana gelmiş, daha batıya devam edip başka yerleşim yeri tespit edenlerde vardır. Bu göç 93 muhaciri olarak adlandırılmıştır.
İlçeye Padişah II. Abdulhamit zamanında gelinerek yerleşilmiştir. O zaman ismi Hamitabat geçmektedir. 1911 Yıllarında Zara İlçesine bağlı Bucak haline getirilen İmranlı, daha sonra Ümraniye olarak isim değiştirmiş, 1948 Yılında Zara İlçesinden ayrılarak İmranlı ismi ile ilçe olmuştur.

KÜLTÜR VE TURİZM
İlçe tabii yönden güzelliği, suyu ve havası ile bir dinlenme yeri niteliğindedir.
Kızılırmak Nehri kenarları ve Koyunkaya mevkiinde bulunan ormanlık saha yaz aylarında halkın gittiği iki mesire yeri olarak sayılabilir.Koçgedeği köyünde cogibaba türbesi vardır.

written by admin

Kas 12

COĞRAFİ KONUMU
Hafik İç Anadolu Bölgesinin yukarı Kızılırmak bölgesinde yer alır; Kuzeyinde Tokat’ın Almus ilçesi ve Sivas’ın Doğanşar ilçesi, Güneyinde Ulaş ilçesi, doğusunda Zara ilçesi, Batısında Sivas il merkezi ile çevrilidir.
İlçede iki türlü iklime rastlanır. Sert ve kuru karasal iklim ile kısmen yağışlı Karadeniz iklimi, ilçenin güney kısımları ise ilçe merkezi kışları soğuk ve kar yağışlı yazları ise sıcak ve kuru geçen karasal iklimin egemenliği altında iken ilçe merkezinin 15 Km. Kuzeyinden geçen hattın kuzey kesimi kısmen ılık ve yağışlı geçen Karadeniz ikliminin etkisinde bulunur. Güney kesimlerinin zayıf bitki örtüsü yöreye özgü ot, çalı ve ağaç guruplarından oluşur. Kuzey kesimlerinde ise Çam, Kayın, Meşe, Ceviz ve yöreye uygun öteki öteki bitkilerden oluşan güçlü bir yeşil örtüsüne rastlanmaktadır.
İlçenin Merkez Nüfusu 5.526, Köylerinin nüfusu 13.687 olup toplam nüfus 19.213 dür.İlçenin yüzölçümü 2382 Km2’dir. İl merkezine olan uzaklığı 37 Km’dir. İlçenin güneyinden merkeze 500 metre uzaklıktan Kızılırmak geçmektedir. Bu ırmak geçtiği köylere göre çeşitli adlar almaktadır. Dışkapı Köyü yakınlarında koru çayı ile eski Tavşanlı yolunun ırmağı kestiği mevkide ise acısu ile birleşmektedir.
İlçenin toprak yapısına göre İlçe sınırları içinde pek çok küçük göl bulunmaktadır. Göllerin hemen hemen tamamında balık, su kuşları yaşayabilmekte ve yörede yaşayan vatandaşların ihtiyacını karşılayacak ölçüde saz bitkisi (kamış) bulunmaktadır. Bu göller Hafik Gölü, Büyük ve Küçük Lota, Yarhisar, Çimenyenice, Kurugöl, Kemis ve Hanzar gölüdür.
İlçenin arazisi genel olarak dağlık ve yaylalıktır. Farklılık göstermekle birlikte Rakım 1400-1700 arasında değişiklik göstermektedir. İlçe toprakları bir el şeklinde kuzeyden güneye doğru uzanan bir görünümdedir. İlçenin Kuzeyinde Tekeli ve Dumanlı dağları bulunmakta orman örtüsü ile kaplı bir görünüm arz etmektedir. İlçenin güneyinde en yüksek dağ Gürlevik Dağıdır. İlçenin orta kısımları özellikle Kızılırmak boyunca kısmen düzlük ve sulanabilir eğimdedir.

TARİHÇE
Hafik adı Selçuklular tarafından konulmuştur. Anadolu Selçuklu Devri tarihçisi olan İbn-i Bibi, Selçukname adı eserinde Hafik kalesinden söz etmektedir. Bu kaleyi anlatırken de “Hafik” adını kullanır. Yine Kadı Burhanettin Devletinin tarihçisi Aziz Estrabadi yazmış olduğu ve bizzat Kadı Burhanettin’e sunduğu “Bezm-ü Remz” (Savaş ve Eğlence) adlı eserinde Hafik kalesinden söz etmektedir. Bu yapıtta kalenin adı “Hafik” olarak geçmektedir.
Fakat 1873 yılında Hafik’in İlçe olmasıyla birlikte adı da “Koçhisar” olarak değiştirilmiştir. Koçhisar adını ise ilçedeki kale kalıntılarından almıştır.
İlçenin adının Koçhisar olmasıyla birlikte sonraki yıllarda Türkiye’de aynı adlı başka ilçelerin bulunmasından ötürü 1926 yılında tekrar “Hafik” ismi kullanılmaya başlanmıştır. “Hafik”, “Ufkun sonu, doğu veya batı tarafı” anlamında Osmanlıca bir sözcüktür.
Araştırmalarda saptanan buluntulara bağlı olarak ve 1. Kılıç Kökten’in yaptığı sondaj Kazılarına göre ilçede ilk yerleşim Hafik gölünde kuzey kıyıya yakın bir yerdeki Pılır höyüktedir. Çakmaktaşından minik uçlar, baskı çentekli orak dişlikleri, el değirmeni taşları, tokmakları , kumtaşından yapılmış idoller ve hayvan kemikleri Pılır höyükte yapılan sondajda, yapı kalıntısı olarak da silindir biçimli çukurlar ve ağaç parçaları saptanmıştır. Ağaç parçaları ve ahşap izleri, kazıklara aittir. Bu da evlerin göl evleri gibi kazıklar üstüne yapılmış olabileceğini düşündürmektedir.
Hafik, tarihi dönemler içerisinde saptanabildiği kadarıyla İ.S. 200 yıllarında yerleşim Görmüştür. Hıristiyanlığın çıkmasıyla birlikte çok tanrılı dine sahip olan Roma da Hıristiyanlığa karşı Büyük baskılar yapılmaya başlanmıştır. İşkenceler ve baskılar sonucunda Hıristiyan halk göç etmiştir. Bu gelen Hıristiyanlar Durulmuş’ta, Deliktepe’de, Dışkapı’da, Hayıktepesinde ve Hafik’in üzerinde bulunduğu Tepe mahallesine yoğun olarak yerleşmiştir.
Constantin’in Hırıstiyanlığı serbest bırakarak Roma’nın resmi dini olarak kabul etmesiyle Hafik’te Roma’ya bağlı bir yerleşim yeri olmuş ve İmparator 1. Theodusius‘un Roma Devletini ikiye bölmesi ile Hafik Doğu Roma toprakları içerisinde kalmıştır.
26 Ağustos 1071’de, Malazgirt Ovası’nda yapılan bu savaşta Bizans ordusu darmadağın olurken Romenüs Diyojen de Alparslan’ a tutsak oldu. Bu başarı sayesinde Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı.
Hafik’in 1075-1143 tarihleri arasında Danişmentliler’in eline geçmiştir.
II. Kılıçarslan’ca yeniden Selçuklu topraklarına bağlanan yöre, 1243 Zara yakınlarındaki Köse dağında yapılan savaş sonrasında Selçukluların moğollara yenilmesi sonucunda Moğollar tarafından işgal edilmiştir.
Hafik, 1340’ta İlhanlı Devletinin zayıflamasından istifade edip bağımsızlık kazanan Eretna Beyliğinin sınırları içerisinde kalmış ve 1381 tarihinde Kadı Burhanettin Devletinin topraklarına dahil oldu.
Kadı Burhanettin devletinin merkezi Sivas olduğu için doğudan gelecek tehlikelere karşı bir ön kale konumunda olan Hafik, bu özelliğinden dolayı önemli bir yerleşim yeri olmuştur.
Hafik 1398‘de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.
1400 yılında Timur’un Sivas’ ı ele geçirmesiyle birlikte Hafik’te Timur İmparatorluğuna bağlandı.
Hafik 1408 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından kesin olarak Osmanlı topraklarına kattı.
Hafik 1873 yılına kadar bir Köy iken bu tarihten sonra Sivas Merkez Livasına bağlı bir ilçe olmuştur.

KÜLTÜR VE TURİZM
İlçe tarihi bakımdan 5000 yıl geri giden zenginliğe ve birikime sahip olmasına karşın İlçe sınırları içerisinde bulunan tarihi kalıntıların sağlıklı bir envanteri çıkarılamamış anlamı ve önemi saptanabilmiş değildir.
Hafik Gölü turizm bakımından önem arzeder. Önemli tarihi eserler son Osmanlı dönemi idari yapısı olan Hükümet konağı ile Tuz Hisar köyü kilisesidir.Ayrıca köylerde gezilebilecek çeşitli mağaralar ve tepeler bulunmaktadır. Deliktepe mağarası, Kalem köyü mağarası ve Direkli Mağarası görülmeye değer yerler olarak sayılabilir. Hafik Çorabı ve Hafik halısı da ilçenin önemli el sanatlarındandır.

written by admin

Kas 12

COĞRAFİ KONUMU
Gürün İlçesi Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu’nun kesiştiği önemli bir kavşak olup, Doğu Anadolunun İçanadolu’ya açılan kapısıdır. Doğuyu batıya bağlayan transit kara yolu Gürün İlçe merkezinden geçmektedir.
İlçede Sivas’a 140 Km. Malatya’ya 150 km. Kayseri’ye 200 km. mesafededir.
Gürün’ün yüzölçümü 2797 km’dir. Darende, Pınarbaşı, Afşın, Elbistan ve Kangal ile komşudur. İlçenin Merkez Nüfusu 11.294, Köylerin Nüfusu 15.448 olup toplam nüfus 26.742 dir.Rakımı 1250 m.dir.
Arazi engebeli ve dağlıktır. Karasal iklim hakimdir. Önemli akarsuları Tohma, Balıklı Tohma ve Akdere sularıdır. İlçede turizm değeri yüksek 4000 m2.lik GÖKPINAR Gölü vardır.

TARİHÇE
Gürün’ün M.Ö. 2000 yıllarından daha evvel Hititler zamanında TEGEREMA adıyla anıldığını Şemsettin GÜNALTAY’ın eserlerinden biliyoruz.
Gürün M.Ö. 63 yıllarında Bütün Anadolu ile birlikte Roma daha sonra da Bizans hakimiyetine girmiştir.
Türklerin Anadolu hakimiyetiyle birlikte Gürün sırasıyla, Türkmenler, Oğuz Türkleri ve Yıldırım Beyazıt zamanında da Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
1830 yılında Subaşılık olan Gürün 1845 yılında Bucak, 1862 yılında da ilçe olmuştur.

KÜLTÜR VE TURİZM
Gürün bölgesel turizme hitap edecek şekilde güzelliklere sahiptir. Gökpınar tabii Gölü ve Şuğul Kayalık vadisi bunların başlıcalarındandır. Gökpınarda mülkiyeti İl Özel İdarasine ait 8 yatak kapasiteli bir otel vardır. Burada ayrıca alabalık üretim tesisleri de bulunmaktadır.
Keza Şuğul Vadisi bir tabiat harikasıdır. Bu Vadide de önemli miktarda alabalık üretimi yapılmaktadır.

written by admin