Ara 13

Müzeler Kırşehir Müzesi -
Adres: Kültür Merkezi İçi - Kırşehir
Tel: (386) 213 33 91

Ören yerleri
Mucur Yeraltı Şehri - Mucur İlçe Merkezi
D. İnlimurat Yeraltı Şehri - Merkez / D. İnlimurat Köyü

Çağırkan Kale Höyük: Kırşehir-Kaman karayolu üzerinde, Kaman ilçesine 9km.uzaklıktaki Çağırkan kasabasındadır.M.Ö.3000′den İslami Döneme kadar iskan görmüştür.

Merkez Kalehöyük: Şehir merkezinde bulunan Kalehöyük, milattan önceki dönemlerden itibaren günümüze kadar iskan görmüştür.

Hashöyük: İl merkezine 35 km uzaklıktaki Hashöyük’te yapılan kazılarda, Hitit Dönemine ait kalıntılar bulunmuştur.

Kalehöyük: Kırşehir kent merkezinde bulunan kalehöyük üzerinde yapılan yüzey araştırmalarında höyüğün M.Ö. 3000’den zamanımıza kadar kesintisiz iskan edildiği anlaşılmaktadır. Höyük üzerinde bir camii, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında inşaa edilen bir okul binası bulunmaktadır.

Mucur Yeraltı Şehri: Mucur ilçe merkezinde bulunan yeraltı şehri, M.S. 3. ve 4.yy.larda kurulmuştur. Yerden 7-8 m. derinlikte olan bu şehirde 42 oda, dehlizler, ahırlar, ibadet yerleri, gizli yollar ve geçitler ve havalandırma bacaları bulunmaktadır.

Dulkadirli İnli Murat Yeraltı Şehri: İl merkezine 58 km. uzaklıktaki Dulkadirli İnli Murat köyündedir. M.S.4-5.yy.’larda yapıldığı sanılmaktadır. Üç ana mekan ve bu mekanlara açılan 10 odadan oluşmaktadır.

written by admin \\ tags: , ,

Ara 13

TESCİL EDİLMİŞ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI İLE SİT ALANLARI (AĞUSTOS 2005)Sit Alanları

Arkeolojik Sit Alanı : 81
Kentsel Sit Alanı : -
Doğal Sit Alanı : 3
Tarihi Sit Alanı : -

Diğer Sit Alanları

Arkeolojik ve Doğal Sit : 2
Arkeolojik ve Tarihi Sit : 1

Toplam : 87

Kültür (Tekyapı Ölçeğinde) ve Tabiat Varlıkları :
49

GENEL TOPLAM : 136

written by admin

Ara 13

Kırşehir’in meşhur ‘onyx’ taşından yapılma el sanatı ürünlerinden satın alabilirsiniz.

written by admin

Ara 13

KIRŞEHİR YÖRESİ YEMEKLERİ

Türk misafirperverliğinin en çarpıcı ve göz alıcı örneklerinin sergilendiği Sofra, Anadolu insanının insana verdiği değerin en güzel örneğidir. Evine misafir gelen bir aile Kiler’inde sakladığı en değerli yiyeceklerini misafirine cömertçe ve gururla sunar. Burada misafirin kişiliği yada konumu çok etkin değildir. Tanrı misafiridir ve kişinin evine ne kadar çok misafir gelir, yenilir içilir ise o evdeki bet-bereket o nisbette artar.

İşte bu yoldan hareketle, Anadolu Türk kültürünü en güzel şekliyle yaşayan ilimiz insanı kendi yaratıcı zekasını Yemek yaparken de kullanmasını bilmiş, kendi ürettiği ürününü hem en iyi şekilde değerlendirmiş, hem de güzel yemekler yaparak damak zevkini gidermiştir.

Tandırda Çömlek Paça Kaynak   Kişi : Sebahat BAŞ, 65, Merkez
Koyun veya kuzunun baş ve ayakları, tüyleri temizlendikten sonra parçalanır. Bir çömlek içine sarımsak ye su ilave edilerek baş ve ayaklar konur.Çömleğin ağası bağlanarak közlü bir tandırın içine gömülür.Piştikten sonra üzerine limon, sirke gibi şeyler sıkılarak servis yapılır.

Çömlekte Kuru Fasulye Kaynak   Kişi : Sebahat BAŞ, 65, Merkez
Kuru fasulye haşlanır ve suyu süzülür. Kuşbaşı etler biraz pişirildikten sonra üzerine salça, yağ, soğan ve tuz ilave edilir.Haşlanmış fasulye ve etler içinde sıcak su bulunan bir gömleğin ağzı kapatılarak köz halinde bulunan tandırın içine konur. İki saat piştikten sonra çıkartılıp servis yapılır.

Et Yahnisi   Kaynak Kişi : Nevin ŞAHİN, 40, Ecikagıl Köyü
Etler kuşbaşı şeklinde küçük parçalar halinde doğranır. İçine soğan, biber, domates ve diğer baharatları konularak yağ ile kavrulur.Daha sonra suyu ilave edilerek pişirilir ve servis yapılır.

Madıkmak   Kaynak Kişi: Nevin ŞAHİN, 40, Ecikağıl Köyü
Madımaklar yıkandıktan sonra içine salçası ve yağı ilave edilerek biraz kavrulur.Daha sonra suyu konur va suyun biraz çekilmesine yakın bulgur atılır. Bulgur pişince indirilir ve servis yapılır. İsteyen üzerine sarımsaklı yoğurt katıp yiyebilir.

Kesme Aşı   Kaynak Kişi: Deniz ÇALIŞIR, 30, Merkez
Yağda, ince doğranmış soğan iyice pembeleştirilir. Salça, baharat ilave edilip hafifçe kavrulur. Su veya at suyu ilave edilip, kaynamaya bırakılır. Kaynayınca haşlanmış yeşil mercimek ilave edilip bir müddet pişirilir (20-30 dakika) Daha sonra daha önceden kesilip hazırlanan kurutulmuş mantılar ilave edilip, bir sürede onunla pişirilir. Piştikten sonra indirilerek servis yapılır.

Yoğurt (Ayran) Çorbası   Kaynak Kişi: Aliye AKKUYU 51, Merkez
Haşlanmış, yarışa, nohut, yeşil mercimek, süzme yoğurtla iyice karıştırılır. 1-2 kaşık un, 1 yumurta ve su ilave edilerek ayran kıvamına gelinceye kadar iyice karıştırılır.Daha sonra ateşte aynı yöne doğru kaynayıncaya kadar karıştırılır. Kaynayınca ara sıra karıştırılarak bir süre pişirilir.Ateşten indirilip yağ nane arzuya göre salça ile sos yapılıp çorbanı» Üstüne dökülerek servis yapılır.

Topalak (Etsiz Köfte)    Kaynak Kişi: Gülizar YAŞAR, 40, Merkez
Bulgur, yumurta, ince doğranmış soyan, un, tuz, baharatla yoğrulup küçük yuvarlak toplar yapılır.Bir tencerede yağ eritilip küçük bir soğan, ince doğranıp pembeleştirilip, salça ilave edilir, eteri kadar tuz, su ilave edilin, kaynamaya bırakılır.Kaynayan salçalı suya yapılan toplar ilave edilip pişirilir,

Düğür Çorbası   Kaynak Kişi: Deniz ÇALIŞIR, 30, Merkez
Pencerede yağ eritilip, ince doğranmış soğan pembeleşinceye kadar kavrulur. Su veya et suyu, tuz, kırmızı acı biber veya pul biber (arzuya göre) ilave edilir. Kaynamaya bırakılır. kaynayınca düğür ilave edilip, düğürler pişinceye kadar beklenir.Daha sonra indirilerek servis yapılır,

Lepe (Sütlü Pilav)    Kaynak Kişi: Ramazan TOKLUCU, 54
Ecikağıl Köyü
2 ölçü kaynayan süte (koyun sütü tercih edilir) 1 ölçü bulgur, tuz ilave edilip pişirilir.Üstüne bol acıbiber ilave edilerek yenilir.

Pancar Çırpması       Kaynak Kişi: Hacer PARLATAN, 45
Dedeli Köyü
Şeker pancarı rendelenir, yeşil mercimekle birlikte haşlanır. Haşlanan mercimek ve pancara yağ ilave edilerek kavrulur. Daha sonra su, salça ve baharat ilave edilerek pişmeye bırakılır. Bir müddet piştikten sonra indirilerek servis yapılır.

Yarma Aşı      Kaynak Kişi: Gülizar YAŞAR, 40, Merkez,
Yarma haşlanıp soğutulur. Süzme yoğurt koyu bir ayran kıvamına gelinceye kadar su ilave edilip suda iyice özleştirilir. Haşlanmış yarma ve tuz ilave edilip karıştırılır. Üzerine bolca kuru nane oğuşturularak dökülüp servis yapılır.

Keşkef      Kaynak Kişi: Sebahat BAŞ, 65, Merkez
Döğülmüş buğday birkaç gün ıslatılır. Kabarınca bir kepçe ile ezilir. İnce lif haline getirilmiş yağlı etle muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Üzerine salçalı yağ dökülüp servis yapılır.

Çullama    Kaynak Kişi: Zeynep DELLAL, 50, Merkez
Yağsız küçük küçük doğranmış etler (tavuk etide olabilir) suda haşlanır. Etin suyu ayrılır. Un ile et suyu bir kapta çırpılır, tuz atılır.Bulamaç haline gelir. Tencerede haşlanmış et parçalarıda katılarak sürekli karıştırmak suretiyle pişirilir. Muhallebi kıvamından biraz daha sulu hale gelince ateşten indirilir. Tavada biber ve tereyağ yakılır.Bulamacın üzerine dökülür ve servis yapılır.

Soğanlama    Kaynak Kişi: Zeynep DELLAL, 50, Merkez
Soğan fazla ince olmamak kaydıyla doğranır, yıkanır. Tencereye yağ salça ve baharat konur. Küçük parçalar halinde doğranmış etler(tavuk eti de olabilir.Eğer et yoksa yumurtayla olur.) yağ ve salçayla kavrulur. Üzerine soğanı dökülür. Soğanla birlikte kavrulur. Suyu ilave edilir.Tuzu atılır.Et suyu kullanılabilir.Soğanların diriliği kaybolunca pişmiş demektir.

Kürt Pilavı     Kaynak Kişi: Elif KURT, 65, Yenidoğanlı
Köyü/Boztepe
Et (genellikle kuzu eti) bir parça kuyruk yağı ve tuz atılarak suda haşlanır. Haşlanan et sudan çıkartılır.Kişiye göre ayarlanan et suyuna yine ona göre bulgur atılır ve pişinceye kadar kaynatılır.Suyu çekilince ateşten indirilir. Pilav başka bir kaba boşaltılır ve üzerine tereyağ döküldükten sonra haşlanan etlerde üzerine ilave edilerek servis yapılır.

Sebzeli Bulgur Pilavı   Kaynak Kişi: Elif KOÇ, 45, Merkez
Yeşil biber, domates ince doğranıp ya da kavrulur.Bir miktar salça, soyulmuş, kara kara doğranmış bir patates ve patlıcan ilave edilip kavrulur.1 ölçü bulgur ilave edilip bir dakika kadar karıştırılarak kavrulur. 2 ölçü et suyu, tuz ilave edilip pişirilir.Ateş kapatılıp 5-10 dakika dinlenince servis yapılır.Arzuya göre biraz sulu pişirilip yufka ekmeğin üzerine dökülerek yenilir.

Çirleme   Kaynak Kişi: Fatma ARDIÇ, 50, Merkez
Kuşbaşı doğranmış etler haşlanır. Daha sonra ince doğranmış soğan yağda pembeleştirilerek baharat, tuz, güzel temizlenmiş ve sıcak suda yıkanmış kuru Üzüm, haşlanmış et, yeteri kadar su ve pekmez ilave edilerek pişirilir. Piştikten sonra sıcak servis yapılır.

Boranı   Kaynak Kişi: Sebahat BAŞ, 65,
Kırşehir/Merkez
Kuşbaşı şeklinde doğranmış et tencerede biraz kavrulur. Daha sonra etin üzerine dilim dilim ayva doğranır. Soğan, biber, salça re yeteri kadar su ilave edilir. Pişmeye yakın şekeri ve tuzu katılır.Piştikten sonra ateşten indirilerek servis yapılır. (şeker yerine pekmezde katılabilir)

Sündürme  Kaynak Kişi: Ayşe KAÇMAZ, 42, Merkez
Yufka ekmek iyice ıslanır ve peynirle karıştırılır. Daha sonra tavaya yağ konur ve o karışım bununla 5-10 dakika pişirilir, piştikten sonra servis yapılır.

Ayva Dolması   Kaynak Kişi: Feride EKİCİ, 65
Ecikağıl Köyü
Ayvaların kabukları soyulup, içleri oyulur.Daha sonra kıyma, çeşitli baharatlar, salça ve pirinç karıştırılıp yoğrularak iç hazırlanır.Hazırlanan bu iç ayvanın içerisine doldurulur ve tencereye dizilir.Üzerine yeteri kadar tuz ve su ilave edilerek ayvalar yumuşayıncaya kadar pişirilir.Daha sonra üzerine şeker veya pekmez ilave edilir. İyice piştikten sonra ocaktan indirilir. Tereyağ yakılarak üzerine dökülür ve servis yapılır.

Kırşehir Mutfağında Yemekte kullanılan araç ve gereçler
1. Kepçe (Çömçe) (Ağaç-krom)
2. Kevgir (diliştir) ( krom, bakır, aliminyum)
3. Tencere (kazan) (bakır, aliminyum, emaye, çelik)
4. Hereni (büyük tencere) (bakır)
5. Çorba tası (emaye, aliminyum, bakır)
6. Pilav tepsisi (Bakır)
7. Sini (bakır, krom)
8. Sofra bezi
9. Sofra altı (ağaç, metal)
10. Çatal (metal)
11. Kaşık (metal)
12. Ekmek küleği (ağaç)
13. Tara (bakır, krom)

written by admin \\ tags: , , ,

Ara 13

Kırşehir ve çevresinde yapılan araştırmalar ilin tarihinin, Eski Tunç Çağı’na (M.Ö. 3000-2000) kadar uzandığını göstermektedir. Daha sonra Hititler, Frigler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklu ve Osmanlılar yörede hüküm  sürmüştür.

Yüzyıllarca Anadolu’nun ticari ve ekonomik hayatında büyük rol oynamış olan Ahilik, 13.yy.’da Kırşehir’de kurulmuştur. Bir esnaf örgütü olan Ahiliğin temeli doğruluk, karşılıklı yardımlaşma ve saygıya dayanmaktadır.

Kırşehir ili medeniyetin beşiği olan Anadolu’nun ortasında yer alır. Çok önemli bir coğrafi konuma sahip olması sebebi ile başlangıçtan günümüze kadar, önemli kültürlerin yaşandığı bir yer olmuştur. Yapılan araştırmalar ve arkeolojik kazılar Kırşehir’de insan yerleşimlerinin M.Ö. 3.binde başladığını göstermektedir. Bu döneme ait çanak çömlek parçaları Kırşehir höyüklerinden elde edilmektedir.

1930’lu yıllarda Türk ve İtalyan arkeologlar tarafından Kırşehir merkez ilçesine bağlı hashöyükte yapılan arkeolojik kazılar M.Ö. 3. bine ait çanak çömlek kalıntılarını ortaya çıkarmıştır.

M.Ö. 2. binde Asur Ticaret Kolonileri Dönemi ve Hitit Döneminin başladığını görürüz. Kızılırmak kıyısında Hirfanlı baraj işletmesine getirilen 2 öküz başı Protomu eski Hitit Dönemine ait Sunak, Sevdiğin köyü ile kaleköy arasında yer alan Hitit yol yazıtı olarak bilinen hiyeroglif yazılı malkayası ve yine Kaman Kalehöyük’te yapılan kazılarda bulunan mühürler seramik mutfak eşyaları, resmi yapılara ait duvar tekniği ile yapılmış binalar vb. Hitit döneminin en önemli izleridir.

Eski Hitit ve geç Hitit dönemlerinden sonra yine eski ve geç frig döneminin yoğun yaşandığını mevcut arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalardan öğreniyoruz. M.Ö. 550’de Anadolu tümüyle Pers hakimiyetine girmiştir. Kırşehir bu dönemle birlikte Kapadokya bölgesi olarak ünlenen orta anadolu tarihi içerisinde değerlendirilir. Pers’lerin Anadolu’yu sadece askeri işgal ile yetinmeleri nedeniyle Kırşehir’de bu döneme ait önemli yerleşim kalıntı ve buluntularına rastlanmamasına rağmen Kaman Kalehöyük kazısından pers dönemi mühürleri bulunmuştur. Pers egemenliği M.Ö. 334 yılında Büyük İskenderin orduları ile Anadolu’ya gelip Pers’leri yenmesi ile bitmektedir. M.Ö. 333 yılında kurulan Kapadokya krallığı döneminde otorite yetersizliği yüzünden Kırşehir ve yöresi yoğun baskı görmüştür. M.S. 18’de Roma İmparatoru Tiberius Kadadokya’yı resmen Roma’ya katmış ve eyalet durumuna getirmiştir.

Roma dönemi hem putperesliğin güçlü olduğu, hemde hıristiyanlığın hızla yayıldığı bir dönemdir. Kırşehir’de bu döneme ait hıristiyanların ibadet ve sığınmaya yönelik inşaa ettiği 15 kadar irili ufaklı yer altı şehri tespit edilmiştir. Yapılan tarih araştırmalarında Kırşehir’in Roma döneminde bir ara önemli bir siyasi merkez olduğu hatta kısa bir süre eyalet başkenti yapıldığı ortaya çıkmıştır.

Kırşehir Roma dönemi sonlarında aldığı Makissos adını M.S. 5. yy. ilk çeyreğine kadar devam ettirdi. İmparator 1. Justinianus döneminde (527-565) yeniden kurularak Justinianapolis adını almıştır. Ancak bu adın ne kadar süre ile kullanıldığı bilinmemektedir. Bizans dönemine ait Kırşehir merkezine bağlı Taburoğlu köyü yakınındaki üç ayak kilisesi, Kaman Temirli’deki kilise, Mucur Aksaklı ve Aflak köyündeki kaya kiliseleri, Derefakılı kilisesi, Mucur manastır ve keşif sarayı bulunmaktadır. Kırşehir civarında bizans dönemine ait kandiller, takılar, sırlı mavi sarı renkli seramik eşyalara rastlanmaktadır.

Selçuklu dönemi Kırşehir tarihi, Kırşehir için olduğu kadar bütün Anadolu Türk tarihi içinde oldukça önemli ve araştırılmaya değerdir. Kırşehir’in kentleşmesi 13. yy. başlarında Selçuklu döneminde başlamıştır. Erzincan’da Selçuklu’larla yaptığı savaşta yenilgiye uğrayan mengücük hanedanının emirlerinden Melik Muzafferüddin Muhammede savaş sırasında gösterdiği sağ duyu nedeniyle 1228 yılında Kırşehir tımar olarak verilmiştir. Melik Muzafferüddin Muhammed Kırşehir’deki ikameti sırasında 1230’lu yıllarda Melik Gazi Medresesini inşaa etmiştir.

1240 yılında Kösedağı yenilgisi ile bütün anadoluyu işgal eden moğollar Kırşehir’i yaylak ve kışlak haline getirmişlerdir. Kırşehir’de Moğolların uzun süren askeri vardığı bu kenti önemli bir siyasi ve askeri merkez haline getirmiştir.

1260’lı yıllarda Kırşehir emiri olan Nureddin Cibril Bin Cacabey Moğollarla kurduğu iyi ilişkiler sonucu Kırşehir’de Türk döneminde iki esaslı imar faaliyetini gerçekleştirmiştir. İlk astronomi medreselerinden biri olan Cacabey medresesine Kızılırmak yanındaki Cacabey hanına ve bunun yanında pek çok irili ufaklı yapıyı inşaa ettirmiştir.

13.yy.’da Anadolu Türk birliğini ve özellikle esnaf ve sanatkarlarını teşkilatlandıran Ahi Evran, Denizli,Konya ve Kayseri’den sonra Kırşehir’e gelerek çalışmalarını burada sürdürmüş ve Kırşehir’i Ahiliğin merkezi durumuna getirmiştir. Ahi Evran’dan sonra Kırşehir Ahiliğin merkezi olmaya devam etmiştir. Kırşehir’deki zafiyede alınan kararlar Azerbeycan’dan Bosna Hersek’e kadar geniş bir bölge üzerinde etkili olmuştur.

1293 yılında Meyvana’nın oğlu Sultan Velet tarafından Anadolu’da belli merkezlere Mevleviliği yaymak amacı ile elçiler gönderilmiştir. Kırşehir’e gönderilen elçi Şeyh Süleyman Türkmani’dir. Kırşehir’de bir tekke kuran Süleyman Türkmani Mevleviliği burada yaymıştır. Cacabey’in Mevlana ile yakınlığı, Mevlana’nın Cacabeye olan teveccühü mektuplarından anlaşılmaktadır. Ayrıca Mevlana’nın oğlu Alaaddin’in Konya’da Şemsi Tebrizi’nin öldürülmesi olayına adının karışması sonucu Kırşehir’e ricat ettiği bilinmektedir. Bütün bunlardan Kırşehir’in Anadolu’nun önemli mevlevilik merkezlerinden biri olduğu anlaşılmaktadır.

Kırşehir 13.yy.’dan 15.yy ortalarına kadar Anadolu’nun en önemli siyasi sosyal ve kültür merkezlerinden biri olma özelliğini devam ettirmiştir.

14.yy başlarında Anadolu’yu aydınlatanların başında gelen ünlü tasavvufçu Aşık Paşa 12 bin beyitlik Türkçe “ Garibname” sini yazmıştır. Türkçe’yi 1299 yılında resmi dil haline getirmek isteyen Karamanoğlu Mehmet beyden sonra Aşıkpaşa Türk kültürüne sahip çıkmış, Türkçe’yi yazı diline en iyi ve geniş biçimde sokmuştur.
Kırşehir’de yaşamış olan Ferideddin Attar’ın “ Mantık-Ut Tayr” adlı eserini Türkçe’ye çevirmiş olan büyük mutasavvuf Ahmet GÜLŞEHRİ’nin Yunus EMRE’den sonra gelen en büyük şair olduğu belirtilmektedir. Bütün bunların yanında Yunus EMRE’nin Kırşehir’de yaşadığı, öldüğü, mezarının da Kırşehir’e bağlı Ulupınar Kasabasında ziyaret tepede bulunduğu bilinmektedir.

written by admin \\ tags: , , , ,

Ara 13

İl toprakları 900-1200 m. yükseklikteki yaylalardan oluşmuştur. Yayla yüzeyi üzerinden yüksekliği 1700 m.ye ulaşan dağlar bulunur. Kırşehir ilinden irili ufaklı birçok akarsu geçmekte olup, Kızılırmak bunlardan biridir. Kırşehir genel olarak bozkır görünümündedir. Orman bakımından fakirdir. Vadi tabanlarında ve sulak yerlerde yer yer kavaklık ve meyve bahçeleri vardır.Kırşehir’in karasal bir iklimi vardır. Kışları soğuk ve sert geçerse de Doğu Anadolu’da olduğu gibi sürekli değildir. Yazları sıcak ve kurak, ilkbahar yağmurlu, sonbahar az yağmurludur.

written by admin \\ tags: , , ,

Ara 13

Yüzölçümü: 6.570 km²Nüfus: 253.239 (2000)

İl Trafik No: 40

Binlerce yıldır çeşitli uygarlıklara sahne olan Kırşehir ili, yalnız çeşitli tarihi eserleri, yeraltı şehirleri ile değil zengin termal kaynakları, Seyfe Gölü (Kuş Cenneti) gibi doğal güzellikleri ile de dikkat çekmektedir.

İLÇELER:

Kırşehir ilinin ilçeleri ; Akçakent, Akpınar, Boztepe, Çiçekdağı, Kaman ve Mucur’dur.

Akçakent İlçesi: 09.05.1990 Tarihinde ilçe olmuştur. 21 köyü vardır, yüzölçümü 459 km2, yükseklik 1410 m’dir. İlçe’nin içinde Kırşehir’in tek doğal ormanı olan meşe ormanlığı yer alır, mesire yeri ve turizm için elverişlidir. İle olan uzaklığı 69 km’dir.

Akpınar İlçesi: 04.07.1987 Tarihinde ilçe olmuştur. Yüzölçümü 568 km2, yüksekliği 1212 m’dir. 26 köyü vardır, İle olan uzaklığı 39 km’dir.

Boztepe İlçesi: 09.05.1990 tarihinde ilçe olmuştur. İlçeye bağlı 1 kasaba ve 13 köy mevcuttur. Yüzölçümü 631 km2, yükseklik 1100 m’dir. Malya Tarım Üretme Müdürlüğü ilçe sınırları içerisindedir. 400 m2 yüzölçümlü Malya Ovası Kırşehir’in en önemli arazilerinden dir. İle uzaklığı 32 km’dir.

Çiçekdağı İlçesi: 1845 yılında Boyalık adında bir köy iken Yozgat’ın Kızılkoca ve Sungurlu’nun Salmanlı bucağına bağlı kalmış, Sultan Mecit saltanatının son yıllarında Mecidiye adı ile Yozgat’a bağlı bucak haline getirilmiştir. 1855 yılında Sultan Aziz zamanında Mecidiye bucağı ilçe olarak örgütlenmiştir. 1930 yılında ilçenin adı değiştirilerek Çiçekdağı olmuştur. Yüzölçümü 950 km2, yüksekliği 950 metredir. İki kasaba belediyesi, 44 köyü vardır. Adını ilçeye veren Çiçekdağı 1550 metre yüksekliğindedir. İlçedeki çamlık tepede doğal ormanlık alanlar bulunur, yazın mesire kışında kayak yapılabilmesi için elverişlidir. İle uzaklığı 70 km’dir.

Kaman İlçesi: 1 Eylül 1944 tarihinde ilçe olmuştur. 10 kasaba Belediye’si, 41 köyü bulunmaktadır. Yüzölçümü 1231 km2, yüksekliği 935 metredir. Kırşehir’in nüfus ve arazi bakımından en büyük ilçesidir. Baran sıradağları (1701 m), Aliöllez dağı, Topakkaya dağı, Buzlu dağı, ilçenin sınırları içinde yer almaktadır. Ömerhacılı kasabası ile Hamit kasabasında renkli mermer taşı madeni işletilmektedir. Hirfanlı barajının enerji üretim tesisleri ve merkezi ile baraj gölünün büyük bir bölümü ilçe sınırları içerisindedir. Yaz mevsiminde piknik ve tatil için kampink kuranların sayısı her yıl artmaktadır. İle uzaklığı 55 km’dir.

Mucur İlçesi: 1868 yılında bucak olan Mucur 1914 yılında harbiye nazırı Enver Paşa’nın şark cephesine teftişe giderken uğradığı Mucur’da halkın yoğun ilçe olma talebi ile karşılaşmış ve bu talep dikkate alınarak 1918 yılında ilçe olmuştur. Devlet karayolunun ilçe içinden geçmesi gelişmesini olumlu yönde etkilemiştir. Yüzölçümü 1068 km2, yükseklik 935 ‘m dir. 44 köyü vardır, Kervansaray sıradağları üzerinde Armutlu dağı (1557 m’dir), Kırlangıç dağı, Kızıl dağı, Köpekli dağı, ilçe içinde yer alır. Köpekli dağında bulunan doğal kırmızı boya madeni işletilmektedir.Kırşehir’in tek doğal gölü olan Seyfe gölü ilçe sınırları içerisindedir. İlçe merkezinde “Mucur Yer altı Şehri “ bulunmaktadır. İle uzaklığı 21 km’dir.

written by admin \\ tags: , ,