Kas 28

Çanakkale de bilinen halk oyunlarından bazıları şunlardır;Harmandalı,kaba güvem,Edremit güvendesi,Yandım Ayşe,(Karyolamın Demiri),Kuz köy Zeybeği,Sürmeli, Bayramiç Zeybeği Karanlık Zeybeği

Düğün ve eğlencelerde oynanan bu oyunların dışında ,dini nitelikli bir dans olan Samahlar Türkmen ibadetlerinin gerçekleştirildikleri cemlerin ayrılmaz ve önemli bir bölümünü teşkil etmektedir.Çanakkale yöresinde oynanılan Samahlar Orta ve Doğu Anadolu Samahlarından daha ağır bir tempoda gerçekleşir.

Bu tipten oyunların dışında ile göçler yolu ile gelen diğer toplulukların da (Çerkezler Adıge, Kumuk, Pomak, Boşnak v.b.) Çanakkale oyunlarının yanı sıra kendi oyunlarını da oynadıkları da görülmektedir.Oyunlarda kullanılan müzik aletleri de oynanan oyunlara ve oynanan topluluklara göre değişiklik gösterir.Geleneksel zeybek oyunlarında klarnet ,keman, davul, darbuka, kullanılırken ,Samahlarda bağlama ,Çerkez oyunlarında akordeon ve phacic kullanılır.

Çanakkale türkülerinin önemli bir kısmı, maniler arasına serpiştirilen nakaratlar yardımıyla oluşmaktadır.Bilinen bir ezgiye (örneğin Evreşe yolları) mani eklemeleriyle türkü söyleyicilerin mani repertuarına göre uzayıp kısalabilir ve her seferin de türkü sözleri değişebilir.Esas olan ezgidir.(örnek)

Bahçemiz savan dolu
Kövümüz Gelibolu
İster al ister alma
Mallemiz oğlan dolu
İster al ister alma
Kövümüz oğlan dolu

Entarini ben biçtim
İbriğinden su içtim
Evvel yarin ben idim
Şimdi de benden vazgeçtin
Evvel yarin ben idim
Şimdi benden vazgeçtin

ERKEK OYUNLARI

1)HARMANDALI
2)KABAGÜVENDE
3)KARANFİLİMİN MORUNA ( ÇİFTLEME ZEYBEĞİ )
4)KUSKÖY ZEYBEĞİ
5)ÇAN SEKMESİ (SÜZME)
6)KARANLIK DERE
7)BAĞ ÖZÜ
8)ALAY HAVASI
9)EDREMİT ZEYBEĞİ
10)SÜRMELİ ZEYBEĞİ
11)KAZAK ZEYBEĞİ
12)ADA ZEYBEĞİ
13)CANKİKİRİK

BAYAN OYUNLARI

1)HARMANDALI
2)KARYOLAMIN DEMİRİ
3)BAYRAMİÇİN DAĞLARI
4)VERSİNLER
5)ÇEMBERİMDE GÜL OYA
6)BALIKESİR YOLUNDA
7)SIRA SIRA SİNİLER
8)ÇAN SEKMESİ

written by admin \\ tags: , , , , ,

Kas 28

ÇORBALAR:

Tarhana Çorbası:
Bir tencereye biraz zeytin yağ konur. Bunun içine bir kaşık domates salçası ilave edilerek kavrulur. Üzerine bir litre kadar soğuk su ilave dökülür. Önceden hazırlanan tarhanadan iki yemek kaşığı ilave edilerek eriyinceye kadar karıştırılır. Tarhana eridikten sonra (karıştırma bırakılır) kaynatmaya devam edilir. Kaynayan çorba biraz koyulaşır, tuz ilave edilerek sıcak sıcak servis yapılır.Bazı evlerde tarhana piştikten sonra 4-5 diş sarımsak soyulup güzelce dövüldükten sonra ilave edilir.
Tarhana çorbasına yağ ve salça konmamış ise süt veya süt kaymağı ilave edilirse buna sütlü tarhana çorbası denir.

Yoğurt Çorbası:
Yoğurt, pirinç, yumurta, sıvı yağ
Pirinç su ile beraber kaynatılır. Çırpılan yoğurda yumurta bir kaşık un ilave edilir. Pişmiş pirincin üzerine çırpılarak dökülür. 10 dakika kaynatılıp üzerine tereyağ ve kırmızı biber ilave edilir.

Sütlü Çorba
Bulgur, süt, su, tuz
Yarı yarıya süt, yarı yarıya su bir miktar bulgur konulup kaynatılır piştikten sonra üzerine tereyağ ve kırmızı biber konulup servise hazır olur.

YEMEKLER

Kuru Bamya:
Soğan, kuzu eti, salça
Soğanla et pişirilip üzerine salça ilave edilip suyu konur. Kuru bamyamız üzerine dökülüp 30 dakika kaynatılır. Servise hazır edilir.

Kuzu Kapama:
Kuzu eti, soğan, domates, yeşil biber, sarımsak, tuz
Bir tepsinin içine et, soğan, domates, yeşil biber sarımsak tuz harmanlanıp tepsinin üzeri kapatılıp su koymadan fırına verilir. İki saat sonra servise hazır edilir.

Oğlak Çevirme:
1 bütün oğlak. İp, düzgün bir sırık
Oğlak sırığa geçirilip ön aylakları boyna gelecek şekilde, arka ayakları ortası açık şekilde karnı bir miktar ip ile dikilir. Daha önceden yakılan kızgın ateşin 1 metre gerisinden başlanıp üzeri sürekli yağlanarak çevrilmeye başlanır. Ateşin feri azaldıkça ateşe doğru yaklaştırılır. Nar gibi kızardıktan sonra servise hazır olur.

Terbiyeli Köfte:
Kıyma, pirinç, karabiber, zencefil, yenibahar, kimyon, kırmızı biber, tuz, ekmek
Kıymamızı ekmek, pirinç ve tüm baharatlarla harmanlanıp yoğrulur. Köftemiz bilye şekline gelir. Suyu kaynatıp bilye haline gelen köfteyi una bulanıp kaynayan suyun üzerine bir seferde dökülür. 20 dakika sonra altı kapatılır. Kızarmış tereyağ ile süslenip servise hazır edilir.

Bakla Keşkeği:
Baklalar ıslatılarak bekletilir, kabukları soyulur. Kabukları soyulan baklalar bir tencerede pişirilir. Soğuduktan sonra kevgirden (delikli kap) geçirilir. Bir tencereye yağ, rendelenmiş soğan, salça ilave edilerek kavrulur. İçine kevgirden geçirilen baklalar ilave edilir. Biraz et suyu koyarak kaynamaya bırakılır. Piştikten sonra tabaklara koyup üzerine et ve baharatlar ilave edilerek servis yapılır.

Tumbi:
Malzeme:
1 adet orta boy soğan
2 adet domates
2 adet patlıcan
maydanoz, karabiber, biber pul biber
1 su bardağı sütlü göce
½ yağ (zeytin yağ)
Yapılışı:
Önce bir tavanın içine soğanı doğrarız. Sonra domatesleri küp şeklinde doğrayarak ilave ederiz. Aynı şekilde patlıcanları da tavaya koyar iyice kavururuz. Kavrulduğunda 2 bardak su ilave ederiz. Su kaynarken içine atar ve kapatırız. Fazla soğumadan tepsiyi yağlayıp elimizle yarım oval şekil vererek tepsiye dizeriz 100 derecelik fırına salarız. (fırına vermeden önce tumbilerin üzerine salça ve zeytinyağını çırparak süreriz)

Peynirli Patlıcan:
Malzemeler:
4 adet patlıcan
peynir veya lor
maydanoz, biraz tuz
çiçek yağ
Yapılışı:
Patlıcanları ikişer parça şeklinde birbirinden ayırmadan kesin aralarına peynirli maydanozu koyup kapatın ve yağı kızdırılmış tavada kızartın.

Mantı:
Malzemeler:
Un, tavuk butu, 2 baş soğan, 1 çay bardağı yağ, 2 su bardağı süt tarhanası, 1 yemek kaşığı karabiber, nohut
Yapılışı:
2 baş soğan, 1 çay bardağı yağ ile kavrulur, 2 su bardağı süt tarhanası katılarak kavurmaya devam edilir, içine bir bardak sıcak su konularak kabartılır, içine bir yemek kaşığı karabiber konulur ve karıştırılır. 2 tane hamur açılır ve 5 er santimlik bölünür, içersine 1er tatlı kaşığı iç konur, dört köşesi kapatılıp bohça hale getirilir, yağlanmış tepsiye dizilir, fırında üzeri pembeleşinceye kadar pişirilir, üzerine 1 su bardağı pişirilmiş nohut serpilir, 1 tencerede haşladığımız 2 tavuk butu didilerek üzerine serpilir ve suyu da üzerine dökülür, suyunu çekinceye kadar fırında bekletilir ve sıcak servis yapılır.

Turp Otu Salatası:
Malzemeler:
1 kilo turp otu, ½ çay bardağı zeytinyağı, 1 limon
Yapılışı:
Ayıklanmış ve yıkanmış turp otları kaynayan su tenceresine bastırılır. Yapraklar etli oldukları için fazla kaynatılmamalıdır. (yumuşarsa lezzeti kaybolur) kalın sapları pişince süzülerek servis tabağına alınır. Üzerine yağ ve limon koyunca yeşil yapraklar sararır. Bu nedenle sofraya yeşil gelmek isteniyorsa son dakikaya kadar yağ, limon ve tuzu koyulmalıdır. Ilık yenirse çok daha iştah açıcı olur. Özellikle balık ile yenmesi iyi olur.

Kaçamak:
Mısır unu, ayran, yumurta, sıvı yağ, pekmez.
Mısır unu ayran, su tuz ilave edilip sıvık ve katı arasında bir şekle gelinceye kadar karıştırılır tencereye konup birbiriyle özdeşinceye kadar pişirilir. Tepsinin içine biraz yağ, yumurta kırılır pişirilen malzeme tepsiye yayılıp kızgın fırına verilip çıkarılır üzerine pekmez dökülüp servise sunulur.

Şelame:
Malzemeler:
Un, Çerkez peyniri, yağ
Yapılışı:
Börek hamuru gibi tutulur. Oklava ile kalınca daireler halinde açılır. Açılan hamurun üzerine ufak boy tencere kapağı kapatılarak daire şeklinde kesilir. Bunların içine de Çerkez peyniri ufalanır. Sonra bunlar çeşitli şekillerde katlanır. Ve şiven içinde yağda kızartılır.
Şelamenin şekilleri şu şekilde yapılır.
1- içine peynir ufalanan hamur D şeklinde katlanır. Kenarları rulet ile kesilir. Bu parçalar hamurun iki yanına katlanır.
2- İçine peynir ufalanan hamurun üstüne, bir hamur daha kapatılır. Bunların kenarları yine rulet ile D şekilde kesilir. Yine parçalar iki yöne katlanır.

DENİZ ÜRÜNLERİ

Lakerda:
Torik veya iri palamut balığından yapılır. Başı ve kuyruğu kesilip çıkartılan balıklar dilimlenerek bir gün suda bekletilir. Temiz bir teneke yada cam kabın içine her iki yanı kalın tuza batırılarak döşenir. Burada önemli olan bir kürdan yada benzeri bir araçla kemik iliğinin çıkarılmasıdır. Aksi halde balık kurtlanır. Daha sonra üzerine temiz bir tahta ve taş benzeri baskı konarak olmaya bırakılır.

Balık Izgara:
Sardalye, çinekop, lüfer, palamut, kolyoz, barbunya, mercan, sarpa, kupa, uskumru, ve yılan balığının ızgarası çok lezzetli olur.
Temizlenmiş ve deniz suyu ile yıkanmış balıklar, tuz ve kekik ile bekletilir. Kömür ateşinde pişirilir. Sardalyalar ayıklanmadan da ızgara yapılabilir. Ayrıca bu balığı asma yaprağına sararak ızgara yapmakta ayrı bir lezzet katar.Yılan balığı ızgara yapılmadan önce kılçıklı kısımları ayrılmalıdır. Balığın kuyruk ve baş kısmı çok kılçıklıdır. Bu kısımlar çorba için çok uygundur. Izgara için ortada kalan kısmı dilimlenerek kullanılır. Yılan balığı çok yağlıdır ve şifası ile lezzetinin bu yağda olduğu söylenir.

TATLILAR

Zerde:
Malzemeler:
Pirinç, zerdeçal, şeker, gülsuyu.
Yapılışı:
Pirinçler suda yıkanıp suda kaynatılacak pişmeye döndüğünde şekeri ilave edilerek. Şeker eridikten sonra zerdeçal konulacak. İyice piştiğinde gülsuyu konularak tabaklara dökülerek soğumaya bırakılacak. Üzerine kuş üzümü, çam fıstığı, tarçın dökülerek servise hazırdır.

Biga Peynir Tatlısı:
Malzemeler:
Günlük tuzsuz peynir (teleme), un, yumurta, kabartma maddesi, irmik,
Yapılışı:
Tüm malzemeler makine ile yoğrularak makine ile kalıplara döküldükten sonra, fırında pişirilir. 24’lük ve 50’lik paketler ile ambalajlanır.
Hazırlanışı:
24 adet peynir tatlısı, 1 kg şeker ve 1,2 kg su ile birlikte geniş bir kapta büyüyüp koyu parlak bir görünüm alıncaya kadar yaklaşık yarım saat orta ateşte kaynatılır. Pişirildiği kapta soğumaya bırakılan tatlılar 2 adeti bir porsiyon olacak şekilde servis yapılır. Arzu edilirse üzerine kaymak veya krem şanti konarak da servis yapılabilir.

Peynir Helvası:
Özellikle yağlı, tuzsuz, taze koyun peynirinden yapılır. Peynir küçük parçalara ayrılır bir kapta hafif ateşte karıştırılarak eritilir. Süt haline gelen eriyik bir müddet kaynatıldıktan sonra önce un (isteğe bağlı irmik) sonra toz şeker karıştırılıp iyice yedirilir. Topak olmaması için pişene kadar hafif ateşte ve aynı yönde olmak kaydıyla karıştırılır. Bazı kişiler topak olmaması için çay kaşığının burnu ile biraz karbonat karıştırılır.

Sütlü İrmik:
3 numara irmik, süt, katıyağ , sıvıyağ, karbonat, şeker, şamfıstığı, vanilya
1 bardak irmik yarım bardak sıvı katı yağ karışımı, 2 bardak süt, 15 gr şam fıstığı 1 vanilin, çay kaşığı ucu ile karbonat.
Sıvı ve katı yağ ateşe konup kızdıktan sonra şam fıstığı kavrulur. Pembeleşen fıstığın üzerine irmik ilave edilip buğday rengini alıncaya kadar durmadan karıştırılır. Yan tarafta kaynayan süte şeker, karbonat, vanalin ilave edilip irmiğin üzerine döküp 30-35 dakika karıştırılır. Katılaşmaya başlayınca soğumaya bırakılır. Servise hazır hale getirilir.

İÇECEKLER

Erik Macunu (Hoşaf)
Bardacık eriği olgunlaştığı esnada toplanıp temizlenip kazana doldurulup pişirilir. Marmelat şeklini alıncaya kadar kaynatılıp süzülür. Cam şişelere doldurulup senenin her hangi bir gününde oradan bir miktar alınarak su seker ilave edilerek çoğaltılıp içilir.

Uynuk (Ayran)
Yoğurt yayığa dökülerek yayık sopası ile su ilave edilerek dövülür. Genişçe bir kaba dökülüp üzerindeki yağ toplanır kalan kısmı da ayran olarak tüketilir.

Ahlat Suyu
Tam olgunlaşmış ahlatlar temizlenir. Bir ağaç fıçının içine doldurulur üzerine su basılır. Bir ay bekletildikten sonra içilecek miktarda çıkarılır isteğe göre şeker ilave exdilip servise sunulur.

Ayva Komposta:
Ayva, tarçın kabuğu, şeker.
Ayvalar kavun dilimi şeklinde soyulur. Çekirdekleri toplanıp bir tüle bağlanır. Yeteri miktarda su ilave edilip ayva, çekirdek, tarçın kabuğu kaynatılır. Ayvanın piştiği görüldüğü vakit şeker ilave edilip 5 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra servise sunulur.

written by admin \\ tags: , , ,

Kas 28

Çanakkale İline çevre illerden karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır.Çanakkale’nin çevre İl ve önemli merkezlere karayolu ile uzaklıkları ;Çanakkale – Ankara 659 km.
Çanakkale – İstanbul 310 km.
Çanakkale – İzmir 331 km.
Çanakkale – Bursa 303 km.
Çanakkale – Balıkesir 210 km.
Çanakkale – Tekirdağ 171 km.
Çanakkale – Edirne 217 km.

Çanakkale İlinin ilçeleri ile olan ulaşımı kara ve deniz yolu ile olmaktadır. Troya, Assos, Alexandreia -Troas ve diğer merkezlere Çanakkale İl merkezinden ulaşım oldukça kolaydır.Her yarım saat aralıklarla otobüs ve minibüs seferleri yapılmaktadır. Çanakkale-Eceabat, Gelibolu-Lapseki, Bozcaada-Odunluk, Çanakkale-Gökçeada ve Kabatepe-Gökçeada arasında feribot seferleri yapılmaktadır.

Karayolu: Şehir merkezindeki otobüs terminalinden günün her saatinde ilçelere otobüs ve minibüs seferleri yapılmaktadır.

Otogar Tel: (+90-286) 217 10 79 / 5109 - 1248

Denizyolu: Çanakkale’den Gökçeada’ya direkt feribot seferleri vardır. Çanakkale’den Bozcaada’ya gidebilmek için Ezine-Geyikliye oradan Yüklük iskelesine gidilerek ulaşım sağlanır.

Liman Tel : (+90-286) 814 12 63

written by admin

Kas 28

ÇANAKKALETARİHÇE

Eski çağlarda adı Hellespontos ve Dardanel olarak anılan boğazın iki yakasında topraklara sahip olan Çanakkale tarihinin ilk devirlerinde başlayarak sürekli iskan edilmiştir. İlk şehir medeniyeti MÖ 3000′de Troya’da kurulmuş 2500′e kadar devam etmiştir. Daha sonra Lidye, Pers, Bergama Krallığı, Roma, Bizans ve Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

written by admin

Kas 28

Çanakkale, Türkiye’nin kuzeybatı yönüne düşen Balkan Yarımadası’nın Doğu Trakya topraklarına bir kıstakla bağlanmış, Gelibolu Yarımadası ile Anadolu’nun uzantısı olan Biga Yarımadası üzerinde toprakları bulunan bir ilimizdir. Kent doğu ve güneydoğu yönünde Balıkesir ili, batıda Ege denizi, kuzeyde Tekirdağ İli ile Marmara denizi tarafından çevrelenmiştir.Çanakkale ilinde, Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş iklim hüküm sürmektedir. Yağışlar genellikle bahar ve kış aylarında olmaktadır. Turizm sezonunda, iklim mutedil olup, deniz suyu sıcaklığı temmuz ve ağustos aylarında maksimum seviyeye çıkmaktadır.

written by admin \\ tags: , , , , , ,

Kas 28

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 9.737 km²

Nüfus: 464.975 (2000)

İl Trafik No: 17

Kıyılarıyla Avrupa ve Asya’yı birleştiren Marmara ve Ege Denizini birbirini bağlayan Çanakkale savaşlarının en kanlı muharebelerinin cereyan ettiği, çok sayıda şehitlik, anıt ve mezarlıkların bulunduğu Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Troya, Assos gibi eski uygarlık merkezlerinin beşiği olan il iç ve dış turizmde önemli bir yer almaktadır.

İLÇELER

AYVACIK İLÇESİ : 1330-1335 tarihleri arasında 15-20 haneli Kızılcatuğlu adlı küçük bir köy olduğu bilinen bu şirin ilçemizin kesin olarak hangi tarihte kurulduğu bilinmemektedir. Yöre,antik Assos ve Chryse kalıntıları ile ünlüdür.Ancak,genişlemesi ile ilgili olarak anlatılan hikaye ilginçtir.Aslen Tiflis’li olan Ümmühan Hanım,bugünkü Ayvacık ilçesine yakın bir yerde han işletmektedir.1514 Çaldıran Seferi nedeniyle yöreden orduya katılan askerlerde Ümmühan Hanım’ın hanında dinlenmektedir.Ümmühan Hanım bu askerlerden birisini savaşta ölen kocasına benzeterek onunla evlenir ve Ayvacık’a gelir.Daha sonra civarda bulunan diğer köyleri de dolaşarak köylülerin Ayvacık’a yerleşmelerini ve bu sebeple beldenin gelişmesini temin eder.Bugün bu şirin ilçemiz sınırları içerisinde bulunan ,Türk-İslam mimarisi özelliklerini en iyi bir şekilde yansıtan eserler şunlardır: Hüdavendigar Camii ve Ümmühan Hatun Camii’dir.İl merkezine 75 km. mesafededir.

BAYRAMİÇ İLÇESİ : Bayramiç ve yöresinin geçmiş çağlarda Troia Krallığı’nın sınırları içerisinde olduğu bilinmektedir.İlçe merkezinin bu dönemlerine ilişkin bilgiler,bugün ilçe sınırları içinde kalan bazı eski yerleşim merkezlerinden elde edilmektedir.Bunların en önemlileri arasında Troas bölgesinde,bugünkü Kurşuntepe yakınlarında ve Skamandros (Eski Menderes) Çayı Vadisindeki eski bir Aiolya yerleşim yeri olanSkepsis (Evciler) ve Akpınar, Çaldağ Köyü’nde bulunan Kiemalılar’ın kurduğu bir koloni olan Kebren (Akpınar) bulunmaktadır.İlçede Osmanlı dönemi yapıları arasında Tepe Camii,Taşköprü Camii, Hadımoğlu Konağı ve Taş Köprü sayılabilir.İl merkezine 67 km. mesafededir.

BİGA İLÇESİ : Biga M.Ö. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından krallığına katılmış,Daha sonra uzun yıllar Bizanslıların yönetiminde kalmıştır.12.yüzyılda Pigas (Kaynaklar) adıyla bilinen ilçe,eski Pegae’nin yerine kurulmuştur.Gümüşçay Bucağı,Kocabaş Çayı kıyısında kurulmuş Adreste,Kemer Köyü yakınındaki Parium (Parion),Karabiga Beldesindeki Priyapos antik kalıntılardır. 1364 tarihinde 1.Murad’ın komutanlarından Lala Şahin Paşa tarafından Osmanlı Devleti’ne bağlanan ilçe,bu tarihten sonra Biga adını almıştır.İl Merkezine 92 km. mesafededir.

BOZCAADA İLÇESİ : Çanakkale Boğazı Ege ağzının 18 deniz mili güneyinde,doğudaki Anakara kütlesinin Kumburnu Mevkiine 3,Geyikli’nin Odunluk İskelesi’ne 5 deniz mili mesafededir.Ege Denizi’nde Ülkemize ait iki adadan biridir. Eski adı Tenedos olan ilçe,Homeros’un İlyada Destanı’nda bahsedilmektedir.M.Ö.6.yüzyıldan Roma Dönemi’ne dek kullanılan mezarlıkta toprak heykelcikler,çanak-çömlekler bulunmuştur.Venedikliler zamanında yapılan ve sonraları bir çok kez onarılan Bozcaada Kalesi,1842 yılında limandan 1,5 km. içeride yapılan ikinci (Yeni Kale) ve 1657 yılı yapımı Köprülü Mehmet Paşa Camii ilçenin diğer eserleridir.Bozcaada ekonomisinin temeli iklimin özelliği sebebiyle bağcılık ve şarapçılık üzerinedir.İlçede Balıkçılık ve Turizm önemli bir yer gelir kaynağıdır.

ÇAN İLÇESİ : İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak saptanamamıştır.Bugünkü ilçe sınırları içinde bulunan bazı antik yerleşim merkezleri ilçenin antik çağına ilişkin ipuçları vermektedir. Roma Dönemi’nde Çan yöresi,Sergis olarak adlandırılıyordu.Çan 14.yüzyılın ortalarında Osmanlı topraklarına katıldı.Bu dönemde Çan Pazarı diye adlandırılan yöre,Biga Sancağı’na bağlıydı.İlçe kaplıcaları ile ünlü olup,Türk sanayi ürünlerinin en önemlilerinden birisi olan Çanakkale Seramikleri’nin yapım yeri olarak adını duyurmuştur.İl merkezine 75 km. mesafededir.

ECEABAT İLÇESİ : Antik dönemlerde Maydos (Madikus) adıyla bilinen Eceabat,anıtsal Osmanlı kaleleriyle ünlüdür.Sestos Kalesi,Bigalı Kalesi,Kilitbahir Kalesi,Seddülbahir Kalesi ilçede bulunan kalelerdir.Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ve savaş anıtları bu ilçemizin sınırları içerisinde kalmaktadır.

EZİNE İLÇESİ : Antik Çağ’da Neandria olarak bilinen Ezine,Hamaksitos’un kuzeyinde, Çığrı Dağ yöresinde,Alexandria Troas’ın (Eski İstanbul) doğusunda ,bir Aiolya yerleşim merkezidir.Kent,M.Ö.5.yüzyılın sonuna doğru az vergi ödeyerek Attika Delos Deniz Birliği’ne katıldı.M.Ö.339’da Spartalı komutan Derkilidas’a teslim oldu.M.Ö.4.yüzyılın sonunda Alexandria Troas ile birleşti.Eski Saminyon Ovası’nda kurulan Ezine,Charles Texier’in Küçük Asya adlı yapıtında “Ezne-Enay” olarak adlandırılmaktadır.Ezine’nin güneyinde Sankrea siperi olarak bilinen yöre,Bizans İmparatorlarınca siyasi suçluların tutuklama yeri olarak kullanıldı.Orhan Gazi döneminde,Türk boylarının bölgeye gelişlerinden sonra Ezine Osmanlı topraklarına katıldı.İl merkezine 50 km. uzaklıkta olan ilçe peyniri ile ünlüdür.

GELİBOLU İLÇESİ : İyi ve güzel şehir anlamına gelen Gallipolis adıyla anılan Gelibolu’nun tarihte ilk kez Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö.12.yüzyılda parçalanmasından sonra,Frigler ve onları izleyen Lidyalılar’ın araya geçişleri sırasında önem kazandığı görülmektedir.Sırasıyla Persler’in, Spartalılar’ın, Makedonyalılar’ın, Bergamalılar’ın, Romalılar’ın,Hun İmparatorluğu’nun,Bizanslar’ın yönetiminde kalan Gelibolu,1354 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedildi.1366 yılında yeniden Bizans’ın eline geçen Gelibolu,Osmanlı Padişahı 1.Murad tarafından 1367 yılında ikinci kez Osmanlı topraklarına katıldı.Antik dönemde inşa edilen ve 1.Justiniaus tarafından onarılan gelibolu Kalesi,1.Murad
döneminde yapılan Ulu Camii (Hüdavendigar Camii),konusunda en görkemlisi kabul edilen Azebler Namazgahı,2.Muraddöneminden Yazıcıoğlu Camii ve Sofca Halil Paşa Mescidi, Ahmet Bican,Sarıca Paşa,Yazıcıoğlu Türbeleri,Kasaboğlu Ali Bey ve Sarıca Paşa Hamamı, Bolayır Gazi Süleyman Paşa Camii ve Türbesi,Bayraklı Dede Türbesi,Namık Kemal’in Mezarı ilçenin belli başlı tarihi eserleridir.

GÖKÇEADA İLÇESİ : İlçenin Antik Çağ’a ilişkin tarihi konusunda pek fazla bilgi yoktur.Adanın en eski yerleşiklerinin Plasglarelar olduğu bilinmektedir.Eski ismi İmroz olan adayı Miltiades M.Ö.500’de Atina’ya bağladı Roma egemenliği altına girinceye kadar Atina yönetiminde kaldı.1455’te Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan Gökçeada,1922-1923 yılları arasında Yunan işgalinde kaldı.1923 yılında Lozan Antlaşması’na göre 22 Eylül 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlandı. Gökçeada (Kuzulimanı) Çanakkale’den 32 mil,Gelibolu Yarımadasındaki Kabatepe Limanı’na 14 mil uzaklıktadır.Adaya Kabatepe Limanından ve Çanakkale merkezden her gün feribot seferleri yapılmaktadır.

LAPSEKİ İLÇESİ : Çanakkale Boğazı’ndaki 4 önemli yerleşim merkezinden biri olan Lapseki’nin eski adı Lampsakos’dur.Lampsakos’u Hellespontus’un doğusunda Troas Bölgesi’nde,Foçalıların kurduğu sanılmaktadır.Birçok uygarlığın yerleşim yeri olan ilçe 1356 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedilinceye kadar Bizanslıların hakimiyetinde kalmıştır.Türklerin Avrupa yakasına ilk çıkış yeri olan Çardak Beldesi bu ilçemizin sınırları içindedir.Meyvecilik ilçede gelişmiş olup,İl merkezine 35 km. mesafededir.

YENİCE İLÇESİ : 19.yüzyılın başlarında bir köy olarak kurulduğu bilinen ilçenin ilk yerleşenlerinin Kınık Türkleri’nin Kızıl Keçili Boyu’ndan geldikleri sanılmaktadır.1936’ya dek Balıkesir İlinin Gönen ilçesine bağlı bir köy olan Yenice,bu tarihten sonra ilçe olarak Çanakkale’ye bağlanmıştır.Çanakkale’ye 100km.uzaklıkta olan ilçede Av turizmi önemli yer tutmaktadır.

written by admin \\ tags: , , ,