Ara 13

İlin kuzeyini kaplayan Orta ve Doğu Toroslar, dağ ve doğa yürüyüşüne uygun koşullar sağlamaktadır. Yükseltisi 3000 m’yi aşan doruklar tırmanma, bunun daha alt kotları ise doğa yürüyüşleri için idealdir. Pozantı yakınlarındaki Karanfil Dağı’nda kamp yaparak doruklara ulaşmak mümkündür. Bu yer ayrıca dağ ve doğa yürüyüşleri için yoğun olarak kullanılan Niğde sınırları içindeki Çamardı yöresine de komşudur. Tırmanma için ikinci uygun alan Feke’ye bağlı Mansurlu köyüdür. Yöre, Demirkazık zirvesinin güney duvarına yakındır. Saimbeyli ilçesi yakınındaki Doğanbeyli de dağcılık ve doğa yürüyüşlerine elverişli bir diğer yöredir.

Trekking Güzergahları:
1- Başlama Pozantı-Hamidiye köyü - ;Mazmuru dağı, Bitiş Niğde – Demirkazık Dağevi Konaklama: Mazmuru mevkii.
2- Başlama Pozantı – Hamidiye Köyü- Eğni suyu (Konaklama)-Trak mevkii- Acısu (Konaklama)- Bitiş Yedigöze Şelaleri veya Aladağ ilçe merkezi.
Konaklama: Eğni suyu, Acısu mevkii.
3- Başlama Karaisalı ilçesi – Karakılıç köyü – Darıçukuru – Köşk - Damlama – Ekecik Belemedik köyü, Bitiş Bürücek yaylası.
Konaklama: Belemedik köyü.

Atlı Doğa Yürüyüşü: Pozantı ilçesi Güzergah; Armut Oluğu-Kızıldağ Yaylası Bitiş ve konaklama.

written by admin

Ara 13

Akarsu Turizmi (Kano-Rafting) İlin kuzeyinde bulunan Feke ilçesinden geçen Göksu Deresi’nin Akarsu Turizmi (kano, rafting) açısından potansiyeli mevcuttur. Seyahat acentalarınca zaman zaman turlar düzenlenmektedir.

Sportif Olta Balıkçılığı

Dağlık kesimdeki akarsular, dereler ile baraj göllerinde, Karataş’ta Akyatan Gölü’nde ve Yumurtalık Dalyan’da sportif olta balıkçılığına yönelik potansiyel mevcuttur.

Rüzgar Sörfü

Seyhan Baraj Gölü’nde rüzgâr sörfü yapma olanağı vardır.

Sualtı Dalış Turizmi

Karataş ve Yumurtalık sahil kesiminde sualtı dalışı yapılmaktadır.

written by admin

Ara 13

Aladağ Meydan Yaylası

Aladağ ilçesinden 6 km’lik stabilize bir yolla ulaşılır. İlçeden minibüs ve taksi kiralamak mümkündür. 1700 m. yükseklikte bulunan yayla ardıç, çam, kök¬nar, sedir ağaçları ve meyve bahçeleri ile iç içedir. Telefon ve elektriğin mevcut olduğu yaylada, yayla mimarisine uygun ahşap ve taş yapılar bulunmaktadır. Ormanlık alan kıyısına kamp kurulabilir. Yaylada kır lokantaları, yöresel kahvehaneler ve bakkallar hizmet vermektedir.

Aladağ Ağcakise, Başpınar Bıcı ve Kosurga Yaylaları

Birbirlerine 3-5 km’lik yakın mesafelerde bulunan yaylalara sta¬bilize yolla ulaşım sağlanmaktadır. Bakir durumda olan yaylalar, ormanlık alan içinde kurulmuştur. Yakındaki Zehli Ka¬lesi yörenin önemli tarihi yapılarındandır.

Feke İnderesi Köyü Yaylası

Feke ilçesinden 59 km’lik stabilize yolla ulaşılır. Tamamen bağ ve bahçeler arasında kurulmuş olan yaylada otantik köy yaşamını bulmak mümkündür. Altyapısı tamamlanmış olan yaylada sağlık ocağı ve jandarma karakolu hizmet vermektedir. Köy halkı tarafından Yahyalı tipi halı, kilim ve çorap dokunarak sa¬tışa sunulmaktadır. Kır lokantaları, bakkal ve fırınlar ziyaretçilere hizmet vermektedir.

Karaisalı Kızıldağ Yaylası

Karaisalı ilçesinden 27 km’lik asfalt bir yolla ulaşılır. Adını yakınında yer alan Kızıldağ’dan alan yaylaya, yöre halkı yoğun olarak rağbet etmektedir. Elma, armut, kiraz, vişne ve ceviz ağaçları bulunan yaylada yaban hayatı da oldukça zengindir. Kızıldağ, trekking yapmaya son derece uygundur. Yaylada kır kahveleri, kır lokantaları, bakkallar, fı¬rınlar ve kasaplar hizmet vermektedir.

Kozan-Horzum ve Çulluuşağı Yaylaları

Kozan ilçesini, Feke, Saimbeyli ve Tufanbeyli ilçeleri ile Kayseri’ye bağlayan karayolunun 25. km’sinde Horzum Yaylası, 31. km’sinde de Çulluuşağı Yaylası bulunmaktadır. Yaylalara yaz kış otobüs ve minibüs seferleri var.

Kozan ilçesi halkı tarafından kullanılan Horzum Yaylası çam, çınar ve üzüm bağları, meyve ağaçları ile iç içedir. Yayla mimarisinin güzel örneklerinden olan ahşap evlerin bulunduğu yaylalarda altyapı ihtiyaçları giderilmiş olup buradaki sağlık ocağı gelenlere hizmet vermektedir.

Kozan Göller Yaylası

Kozan ilçesine 40 km. mesafede yer alan yaylaya stabilize yolla ulaşılmaktadır. Yaz aylarında Kozan ilçesinden yaylaya minibüs seferleri düzenlenmektedir. Ormanlar ve kır çiçekleri ile kaplı bulunan yaylada elektrik, telefon gibi altyapı hizmetleri mevcuttur. Yaylada bakkal, lokanta ve kır kahveleri bulunmaktadır.

Pozantı-Akça Tekir Beldesi Yaylası

Adana-Ankara E5 karayolunun 107. km’sinde, yolun her iki yakasında çok geniş bir alana yayılmış olan yayla, Pozantı ilçesine 7 km. uzaklıktadır. Şehirlerarası otobüsler ve Adana ile Tarsus’tan yaylaya yolcu taşımacılığı yapan otobüs, minibüs ve midibüslerle yaz kış, günün her saatinde yaylaya ulaşım mümkündür.

Tekir, Bürücek ve Eski Konacık Yaylaları, Akça Tekir beldesinin birer mahallesi ko¬numundadır. Çam, ardıç ve meyve ağaçları ile bezenmiş yaylada, yayla mimarisine uygun ahşap yapıların yanında değişik mimari tarzların ör¬neklerini de görmek mümkündür. Yaylanın kuzey ve güneyinde bulunan ve yaylaya 2 km. mesafede yer alan Osmanlı tabyaları ile Orman İşletme Müdürlüğü’nce koruma altına alınarak üretilen yaban keçileri yaylada görülmeye değer diğer güzelliklerdir. Yaylada kamp yapılabileceği gibi, 7 km. uzaklıkta bulunan Po¬zantı ilçesindeki konaklama tesislerinde kalmak da mümkündür.

Pozantı-Armutoluğu Yaylası

Pozantı-Ankara yol ayrımından doğuya dönülerek çam ve köknar ormanları arasında yapılan 13 km’lik bir yolculuk sonrasında yaylaya ulaşılır. Tamamen bakir durumda olan yayla sedir, köknar, ardıç ağaçları ve kır çiçekleri ile bezelidir. Sarmısak Dağı’nın eteklerinde bulunan yaylada yaban hayatı da oldukça zengindir. Konaklamaya müsait herhangi bir yapının bulunmadığı yaylada kamp alanları mevcuttur.

Pozantı Fındıklı Köyü Yaylası

Pozantı-Çamardı karayolunun 10. km’sinde yer almaktadır. Pozantı ilçesinden yaylaya minibüs seferleri yapılmaktadır. Yayla köyü, bağlar ve bahçeler arasında kurulmuştur. Altyapısı kısmen tamamlanmış olan yaylada bir sağlık ocağı hizmet vermektedir. Köyde kır lokantaları, kahveler ve bakkal bulunmaktadır.

Pozantı Belemedik Yaylası

Pozantı’ya 10 km. mesafede yer alan yaylaya stabilize yolla ulaşılır. Çakıt Çayı kıyısında kurulmuş yaylada ahşap ve taştan yapılmış yayla evleri bulunmaktadır. Yaban hayatı yönünden zengin olan yaylada yaban keçisi, yaban domuzu ve yırtıcı kuşlar gözlemlenebilir.
 

Pozantı Asar Yaylası

Pozantı-Çamardı ilçelerine giden asfalt yolun 14. km’sinden kuzeybatıya dönülerek 1.5 km’lik stabilize yolda yapılan yolculuk sonrasında ulaşılır. Yaylaya Pozantı’dan minibüs bulmak mümkündür. Yö¬renin yayla mimarisine uygun ahşap ve taşlardan yapılan yayla evleri çam, köknar, sedir ağaçları ve meyve bahçeleri ile iç içedir. Yaylada elektrik mevcuttur.

Saimbeyli Çatak Yaylası

Saimbeyli-Tufanbeyli karayolunun 2. km’sinden sola dö¬nülerek bağ ve bahçeler arasından geçen 3 km’lik stabilize bir yolla ula¬şılmaktadır. Yaylaya, Saimbeyli’den belediye otobüsleri sefer düzenlemektedir. Dağ yamacından akan küçük şelalelerin beslediği anıt çınar ağaçlarının gövde ve dalları üzerine kurulmuş çardaklarda piknik yapmak mümkündür. Bol su kaynakları olan Çatak Yaylası, Saimbeyli ilçesinin su ihtiyacını da karşılamaktadır. Yaylada Orman İşletmesi’ne ait küçük bir dinlenme tesisi de mevcuttur.

Tufanbeyli Kürebeli Yaylası

Tufanbeyli ilçesinin kuzey kesimine düşen yaylaya 10 km’lik stabilize yolla ulaşılmaktadır. Tamamen bakir durumda olan yaylada, sulama amaçlı bir de gölet bulunmaktadır.

Tufanbeyli Obruk Yaylası

Saimbeyli-Tufanbeyli karayolunun 35. km’sinde yer almaktadır. Yörükler tarafından tercih edilen yayla bakir durumdadır. Ardıç, karaçam, sedir ağaçları ve kır çiçeklerinin çevrelediği ekilebilir alanlarda buğday ve arpa yetiştirilmektedir. Konaklanabilecek nitelikte yapı bulunmayan yaylada kamp yapacakların çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.

written by admin

Ara 13

Adana Arkeoloji Müzesi
Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 yılında kurulmuştur. Bu nedenle Türkiye’nin en eski ilk on müzesinden biridir. Müzede özellikle Gözlükule, Yumuktepe, Sirkeli ve Misis kazılarında çıkarılan, Çukurova’nın zengin tarihine ışık tutan özgün eserler yer almaktadır. Adana kent merkezinde yer alan, geniş bir bahçe ve dört büyük salondan oluşan müzede prehistorik devirlerden günümüze pek çok eser sergilenmektedir. <Detaylı Bilgi>

Etnografya Müzesi
Kuruköprü mevkiinde yer 1845 yılında inşa edilmiş ancak daha sonra terk edilmiş olan kilise binası müze olarak düzenlenmiştir. “Eski Müze” adıyla de bilinen müzede, Çukurova köylerinde ve Toroslar’da yaşayan Yörüklere ait oldukça zengin eşyalar sergilenmektedir. <Detaylı Bilgi>

Atatürk Müzesi
Müze binası, eski Adana’nın merkezi olan tarihi Tepebağ’da, 19. yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, cumbalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle Kültür Bakanlığı’nca “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Ramazanoğullarından Suphi Paşa’ya ait olan bu evde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 15 Mart 1923’te eşi Latife Hanım’la birlikte misafir olmuşlardır. Bina, Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi Derneği’nce zamanın Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel’in önderliğinde kamulaştırılmış ve halkın da yardımıyla restore edilmiş ve 1981 yılında ziyarete açılmıştır. Atatürk’ün Adana’ya geliş günü olan 15 Mart tarihi, her yıl resmi törenlerle bu müzede kutlanmaktadır. <Detaylı Bilgi>

Misis Mozaik Müzesi
Müze 1956 yılında Misis Höyüğü’nden çıkan mozaikleri korumak amacıyla kurulmuştur. Bizans devrine ait bir kilisenin zemininde yer alan mozaiklerde Hz. Nuh’un tufan esnasında gemisine aldığı hayvanlar betimlenmiştir. Hayvanların canlı biçimde tasvir edildiği mozaikler, Çukurova mozaik sanatının ne denli ileri olduğunu gösteren örneklerdir. Müze, ören yerlerinden ve Adana Arkeoloji Müzesi’nden getirilen diğer mozaikler ve mimari parçalarla da zenginleştirilmiştir. <Detaylı Bilgi>

Anavarza (Dilekkaya Köyü) Ören Yeri
Adana’nın Ceyhan ilçesi, Kozan-Kadirli yolunun yaklaşık 20. km’sinde Dilekkaya köyü yakınındadır. Çukurova’nın ortasında birdenbire yükselen büyük bir kaya kütlesinin önünde kurulmuştur. Roma İmparatorluğu döneminde “Anazarbus” olarak anılmıştır. Kentin Roma imparatorluk devri öncesi tarihi hakkında hemen hemen hiçbir bilgi yoktur. Roma imparatorlarından Septimius Severus’un, Pescennius Niger ile yaptığı iktidar savaşı sırasında, Severus’un tarafını tutan kent, Severus’un 194 yılında galip gelerek imparatorluğun tek hâkimi olmasından sonra ödüllendirilerek tarihinin en parlak dönemini yaşamaya başlamıştır. M.S.204-205 yılında Kilikia, İsauria ve Likaonia eyaletlerinin metropolisi olmuştur. Anavarza, 408 yılında antik Kilikia eyaletinin baş kenti olmuştur. Şehrin Kalesi, Roma ve İslami dönemlere ilişkin izler taşımaktadır. Ören yerinde ayakta kalan kalıntılardan surlar, zafer takkı, kale, sütunlar ve mozaikli iki havuz görülmeye değer niteliktedir. Günümüzde açık hava müzesi olarak faaliyet göstermektedir. <Detaylı Bilgi>

Şar (Şar Köy) Ören Yeri
Toros Dağları üzerinde Adana’ya 210 km. uzaklıktaki Tufanbeyli ilçesinin 20 km. kuzeydoğusundaki Şar Köyü’nde yer almaktadır. Şar, Hitit döneminde “Komana” adıyla bilinen önemli bir merkezdir. Ayrıca Roma devrinden kalma açık hava tiyatrosu, Bizans devrinden kalma kilise ve mermer bloklardan inşa edilmiş 6 m. boyundaki “Ala Kapı” görülmeye değer eserlerdendir. <Detaylı Bilgi>
 

Misis (Yakapınar) Ören Yeri
Misis antik kenti, Ceyhan Nehri kenarında, tarihi İpek Yolu üzerinde kurulmuş, Adana’dan sonra gelen ikinci bir geçit durumundadır. Misis’in tarihi, antik kentin üzerinde bulunduğu ve Neolitik Çağ’a tarihlenen höyük ile başlar. Misis’i Truva kahramanlarından Mopsos’un kurmuş olduğu söylenmektedir. Hitit, Assur, Makedonya ve Seleukosların eline geçmiş, Roma ve Bizans devirlerinde de önemli bir merkez olmuştur. M.S. 8. yüzyıldan itibaren Abbasiler döneminde yeniden imar edilmiştir. 1517 yılından sonra Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girmiş olan Misis’te bugün ayakta kalmış olan eserler M.S. 4. yüzyıla ait bir bazilikanın mozaik taban döşemeleri, dokuz gözlü bir taş köprü, akropoldeki surlar, sukemerleri ve hamam kalıntıları ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan Havraniye Kervansarayı ve tek kubbeli mescittir.

Magarsos Ören Yeri
Adana’nın sahil ilçesi Karataş’ta Dört Direkli mevkiindedir. Antik Kilikia’nın önemli kentlerinden olan Mallos’un dini merkezi olan Magarsos, tapınaklarıyla tanınmış, özellikle Büyük İskender’in dua ettiği Athena Tapınağı ile ün kazanmıştır. Deniz boyunca uzanan şehir surları, tiyatro, stadium, kilise ve hamam kalıntıları ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Ayas (Aigaiai - Yumurtalık) Ören Yeri
Kurulduğu tarih tam olarak bilinmeyen Ayas (Aigaiai) antik kenti Helenistik devirde Bergama’daki gibi dünyanın üç asklepieion tapınağından biri ile ünlü idi. Roma imparatorluk döneminde gelişmesini devam ettiren Ayas, Ortaçağ’da doğunun Akdeniz’e açılan en önemli liman kentlerinden biri olmuştur.

Özellikle Ceneviz ve Venedikli tüccarlar Aigaiai Limanı’nda koloniler kurmuşlardır. Ünlü seyyah Marco Polo Çin seyahati için 1268 yılında bu limandan karaya çıkmış, seyahatini tamamladıktan sonra yine bu limandan gemiye binip Venedik’e dönmüştür. Ayrıca Ayas ve Atlas kaleleri, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılan üç katlı gözetleme kulesi, Osmanlı ve Roma hamamları kentin tarihi zenginliğini artırmaktadır.

Akören Ören Yeri
Toroslar üzerindeki Aladağ ilçesinin bir beldesi olan Akören yeni tespit edilmiş bir ören yeridir. Yapılan araştırmalara göre iki mahalleden oluşan ören yerinde ayakta kalmış dört adet kilise, yapı kalıntıları ve caddeler saptanmıştır. Kazılardan elde edilen yazıtların incelenmesinden burasının Roma devrinden beri yayla olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Ceyhan-Sirkeli Muvattali Kabartması ve Ören Yeri
Eski Misis-Ceyhan karayolu üzerinde yer alan Sirkeli köyünde Ceyhan Nehri kenarında bir kaya kütlesinin üzerinde bulunmaktadır.

Yakında Sirkeli Höyüğü bulunur. Hitit İmparatoru Muvattali, Mısır Firavunu Ramses ile yaptığı ünlü Kadeş Savaşı’na giderken buraya uğramış ve bu olaydan sonra Hititler tarafından bu yerin kutsallığına inanılmıştır. Muvattali kabartması Anadolu’daki en eski Hitit kabartması olması ile de ayrı bir öneme sahiptir.

written by admin

Ara 11

Atasözleri

Dostunu yolculukta öğren
Ulular köpnü olsa basıp geçme
Akılsız iti yol kocatır.
Kapını sıkı tut komşunu hırsız etme.
Dosta Çayır, Düşmana Çadır göster.
Suyun Çağlamasından, İnsanın söylemesinden kork.
İnsan okumayla adam olmaz
Göç geri dönünce, Kötü eşek kervan başı olur.
Kelin canı kekil ister.
El- Etek öpmeyle el aşınmaz.
Bıçak sapını yontmaz
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
Adamın sırtına vurmuşlar da arkam demiş.
Terazi var tartı var, her işin bir vakti var.
Güz güneşinde kızım bahar güneşinde gelinim yansın.
Çayırda inek, Düğünde kız beğenilmez.
Deyimler

Kuru derede sele gitmek
Melefe gibi olmak
Gadasını aldığım
Bozlaklar ıhtırak
Bambığım
Havsalası almamak
Tahtası noksan
Cılk çıkmak
Sırma saçlı badem gözlü
Bıldırın bideri
Bire babam, bire anam
Gözü pörtlemek
Cibilliyeti bozuk
Pel, pel bakmakBilmeceler

İdris gider içi yok, çörek yapar tuzu yok. /Arı peteği.
Sarı tavuk dalda yatar dal kırılır yerde yatar./ Ayva
Dam başında dan bağlı, Gittim baktım gene bağlı./ loğ taşı
Kolu var ayağı yok karnı var canı yok./Ceket
İnsar yapar yapısını, kulu açar kapısını./İçli köfte

Dualar Beddualar
Gergef üstünde kullar
Allı yeşilli çullar
Kavuşsun hasret çeken
Dua edin komşularEvinin ambarına
Mum diktim şamdanına
Ya Rab kavuştur bizi
Bir kurban bayramına

Karanfilin saksıda
Bir yar sevdim Aksu’da
Mevlam bizi kavuştur
Akşam ile yatsıda

Atlas yorganın yüzü
Ayırdı felek bizi
Ayıran felek olsun
Kavuştur Mevlam bizi

Yanan ışığın sönsün
Baharın kışa dönsün
Bize beddua edenler
Bedduanız başa dönsünKara kara kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar

Elmayı dalda koyan
Gözümüzü yolda koyan
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar

Gönlüme yar olasın
Evime gül olasın
Başkasını seversen
Benden beter olasın

Kahveyi pişir dursun
Koy fincana durunsun
Bizi böyle edenler
Sol böğründen vurulsun

Gidiyorum işte gör
Beni ancak düşte gör
Değerimi bilmedin
Bir kötüye düşte gör

written by admin

Ara 11

Anavarza Efsanesi:
Vaktiyle Anavarza yiğit insanların, güzel kızların yaşadığı büyük bir şehirmiş. Kent ve kale dıştan gelecek tehlikeye karşı koyabilecek durumdaymış. O zamanlarda şehirde yaşayan taş ustaları taştan oymalarla evleri, meydanlarısüsler, insana şaşkınlık verecek hayranlık uyandıracak eserleri yaratırlarmış.
Gündüzleri halk, kentten çıkar, tarlada bayırda işini görür, akşam olduğunda kente geri dönermiş. Kentin dışı derin hendeklerle ve yüksek duvarlarla çevriliymiş. Kentin kapısındaki asma köprüden başka içeri girebilecek hiçbir yer yokmuş.
Halk bu güzel kentte huzur içinde yaşarmış. Akşamları her ev kahkahayla dolarmış, ağıtlar şarkı diye söylenirmiş.Halk mutluymuş, günler böyle gelir geçermiş.
Anavarza Kralı’nın (Aya sen doğma, ben doğayim) diyen dünya güzeli bir kızı varmış. Bu kız akıllı mı akıllı, güzel mi güzelmiş. Gel gör ki, günlerden birgün işte bu kız yüzünden kentin huzuru kaçmış, Kralın o gülen yüzü kızarmış, kaşları çatılmış.
Bir gün Sis Kralının elçisi, Anavarza Kralına gelmiş
-Ulu Sis Kralı adına yüce Anavarza Kralına saygılarımı sunarım, demiş,
Kralı:
-Söyle bakalım ne diler kralın bizden? Deyince de elçi:
-Kralım kızınızı oğluna ister.
-Yaa, öyle mi?
-Evet yüce kralım.
-Ya istediğini kabul etmezsem?
-Ulu kralım bunu da düşünmüştür. Kızınızı oğluna vermezseniz, Krallığınıza savaş açacağını bildirmekle de görevli bulunuyorum.
-Savaş diler demek?
-Hayır… Ama…
-Sis Kralına söyle, bu işi düşünmemiz gerekir.
Anavarza Kralı işte böyle demiş.
Dert geldi mi üst üste gelirmiş. Sis Kralı’nın elçisi gidince bu defa Misis Kralı’nın elçisi kapıya dayanmış. O da kızı Misis Kralı’nın oğluna istemeye gelmiş. O da aynı istek ve tehtitlerde bulunmuş.
Anavarza Kralı, çok halim – selim, iyi yürekli bir insanmış. Ne yapacağına kırmızı verememiş, dalmış kara düşüncelere. Durum çok çetin. Kızını bu krallardın hangisinin oğluna verse diğeri yine kendi halkına savaş açacak. Belki de ülkesi elden gidecek. Hiçbirine vermezse bu defa iki ülke halkı ile savaşmak zorunda kalınacak diye düşünüp durmuş.
Kız babasının haline çok üzülmüş, yüreğinden vurulmuş babasına:
-Olur mu Kral babam. Ben senin kızın değil miyim? Bana derdini niçin açmazsın? Diye kahırlanmış.
Kral:
-Kızım, güvercen topuklu yavrum demiş. Çok haklısın. Bilmem ki ne etsem. Sis Kralı elçi göndermiş, oğluna seni ister. Misis Kralı’ da elçi göndermiş. O da oğluna seni ister.Vermezsem savaş açılacak, hangisine peki desem yine de olacağı bu. Ne yapmalı bilemedim demiş.
Kız gülmüş:
-Ondan kolay ne var?
-Şeytan bile çözemez bu düğümü kızım, demiş kral.
Kız:
-Hayır kral babam; Bundan kolay bir şey yok. Dersen ki onlara, ben kızım veririm, Veririrm ama, bir şartım var. Anavarza’nın suyu az. Buraya bol suyu önce kim getirirse, onun oğluna kızımı veririm. Onlara öyle söyleyin siz. Gerisine karışmayın.
-Bak işte bunu hiç düşünmemiştim. O zaman savaşsız çözeriz bu işi.
-Elbette babacığım. Halkımız rahat, huzur içinde yaşıyor. Onların benim yüzümden acılara katlanmalarını, ölmelerini istemem hiç, demiş.
-Böylece aradan günler geçmiş her iki kralın elçileri, Anavarza kralı’nın kararını öğrenmek üzere Anavarza’ya gelmişler. Kral onlara kızının öğrettiğini söylemiş.
-Anavarza’ya bol suyu ilk getireninin oğluna kızımı vereceğim. Kararımı krallarınıza böyle iletiniz.
Elçiler bu kararı hemen kendi krallarına iletmişler.
Bunun üzerine, Sis Kralı yukarıdan, Misis Kralı aşağıdan başlamışlar su yolunu yapmaya, Sis Kralı su yolunu yontma taşlardan, çok güzel, sağlam biçimde yaptırmaya uğraşırmış.Bu yüzden işi gecikirmiş.Misis Kralı da kerpiçten yaparmış su yolunu. Bu yüzden Misis’lilerin su yolu çabuk ilerlemiş. Günler geçmiş, yollar ilerlemiş, sonunda aşağıdan Misis’lilerin su yolu görünmüş. Sis’lilerden bir haber yok. Misis’lilerin su yolunun kente yaklaşmakta olduğunu gören kızı almış bir üzüntü. Meğer içten içe yiğitliğini duyduğu Sis Kralı’nın oğlunu seviyormuş. Ona adamlar göndermiş ve;
İyiye kötüye bakma. Elini çabuk tut demiş.
Ama taş yol bu. Peynir değil ki doğrana, çamur değil ki sıvana. Sonunda Misis’lilerin yolu bitmiş. Su gelmiş kentin kapısına dayanmış. Dayanmış dayanmasına ama, kız buna dayanamamış. Kaldırmış kendisini kayalıklardan aşağıya atmış.
Derler ki Anavarza o günden sonra bir daha şenlik nedir bilmemiş. Kentin evlerinden neşe dolu kahkahalar yükselmemiş.

Lokman Hekim Efsanesi:
Lokman Hekim bütün doktorların üstadıdır. Söylentilere göre, bütün otların, çiçeklerin dilinden anlayan Lokman Hekim bu bitkilerden türlü ilaçlar yaparmış. Her çiçek, her ot, Lokman’a hangi hastalığı iyi edeceğini söylermiş. Bütün dünyayı dolaşan Lokman Hekim, Çukurova’nın bereketli topraklarında her şeyin yetiştiğini görünce Misis şehrine yerleşmiş. Her derde deva olan Lokman çevresindeki hastaları iyi etmiş. Hastalıksız sapa sağlam yaşamaya başlayan insanlar Lokman’a baş vurarak ölüsüzlüğe çare bulmasını istemişler.Lokman’da Çukurova’yı adım adım dolaşar ölümsüzlüğe çare olacak bitkiyi aramaya başlamış. Bir çınarın altında uyurken bir ses duymuş. “Lokman, bunca zamandır arayıp taraman bitsin. Ben ölümün ilacıyım. Bundan böyle insanlara da hayvanlara da ölüm yok.” Kendisine seslenen otun yanı başına koşan Lokman Hekim, ilacın nasıl yapılacağını da öğrenmiş, bir deftere yazmış. Otu da kopararak yola düşmüş. Misis’e gelince, Ceyhan nehri üzerindeki MİSİS Köprüsünün üzerinde durmuş. Defteri de elindeymiş. Defterine yazdıklarına bakarak ilacı yapmaya koyulmuş. Tam yapıp bitireceği sırada bir vuruşta defteri de, otu da uçurarak suya düşürmüş. Lokman Hekim’de bu yüzden ölüme çare olacak ilacı bir daha bulamamış. Otlar da o tarihten sonra kendisine yüz çevirmişler. Bir daha onunla hiç konuşmamışlar.

Şahmaran Efsanesi:
Adana’da halk arasında Misis Yılanla, Ceyhan Yel’le, Adana sel’le gidecektir diye bir söylenti vardır. Adana-Ceyhan arasındaki Yılankale’nin de adı Şahmaran efsanesine karışmıştır.
Söylentiye göre Yılankale’de çok yılan yaşarmış.Yılanlar sütle beslenirmiş. Günün birinde sütsüz kalacaklar ve kaleden çıkıp Misis’e inerek orada yaşayanları sokacaklarmış.
Diğer bir söylentiye göre; çevrede yaşayan beylerden biri çaresiz bir derde tutulmuş yapılan ilaçlar hiç fayda vermez olmuş. Bir doktor, beyi iyi edecek yılanların padişahı Şahmaran’ın gözleri olduğunu söylemiş. Ama kimse Şahmaran’ı bulamamış. Yılanlar padişahı insanoğullarından birine büyük bir iyilikte bulunarak onu yılanların sokup öldürmesinden kurtarmış. İşte bu insanoğlu Şahmaran’ın saklandığı yeri biliyormuş. Bu insanoğlu beyin vereceği ödülü kazanmak için Şahmaran’ı yakalamaya karar vermiş. İnsanlar arasında Şahmaran’ın saklandığı yeri tek bilen kişi o imiş. Bu arada Şahmaran çok güzel bir kıza aşık olmuş. Bu kızı daha iyi görebilmek için kızın gittiği hamamın tepesine çıkmş ve oradan kayıp hamamın ortasına düşmüş. İşte onu takip eden ve onu bilen insanoğlu Şahmaran’ı bu hamamda öldürüp, gözlerini götürmüş. Gözleri yiyen bey iyi olmuş.

written by admin

Ara 11

Dil (Lehçeler, ağız-şive, sözcük hazinesi, gün, hafta, ay adları)

Geniş bir alana ve yoğun bir nüfusa sahip olan ilde tek bir ağızın varlığından söz etmek mümkün değildir. Merkezden hayli uzak ilçelerin ağızlarının farklı özellikler teşiyacağı kesindir. İdari açıdan Adana’ya bağlı bulunan ancak komşu illere daha yakın olan bu yerleşim merkezlerinin ağızları komşu il ağızlarından  izler taşımaktadır.

Adana ağızlarınnda özellikle Pozantı Tufanbeyli Feke ağızları yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Sözcükler ses bilgisi özellikleri
Örnekler :

Ünlülerle Ünsüzlerle
Gece - Ver-geç Domuz – Donuz
Cahil – Cahal Kuzu - Guzu
Kıymetli – Gıymatlı Kölge - Gölge
Otobüs – Otobos Koyun - Goyun
Gazete – Gazata Tatlı - Datlı
Zerdali – Zerdeli Sabah - Zabah
Karpuz – Garpız Köfte - Köhte
Çamur – Çamır Kibrit - Girbit

Söz dağarcığı:Adana ağızları geniş bir söz dağarcığına sahiptir.Söz varlığı incelendiğinde eski türkçe ve eskiAnadolu Türkçesi döneminde kullanılan, ancak bugün yazı dilinde kullanılmayan bazı kelimelerin, farklı şekil ve anlamlarda da olsa, Adana ağızlarında kullanılmakta olduğu görülür. Bu kelimelerin bazıları şunlardır.

Bayaktan , Bayahtan : “Az önce, Demin”
Böbü, Böğü: “Zehirli ve büyük örümcek”
Balcan “Patlıcan”
Bider “Tohum”
Banadura “Domates”
Dıhıl “Gir”
Dulda “Sığınılacak kuytu emin yer”
Gındırık “Aralık”
Kele “Ayol”

written by admin