Kas 11

İşte son 50 yılda soyu tükenen ilk büyük memeli hayvan…
İngiliz Independent gazetesi, Çin’deki Yangtze Nehri’nde yaşayan, şişe burunlu bir tatlı su yunusu türünün resmen soyunun tükendiğinin açıklanmasını, manşetten okuyucularına duyurdu.
“Beiji olarak adlandırılan Yangtze yunusunun soyu bugün itibariyle tükendi. Bu, son 50 yılda dünyamızdan silinen ilk büyük memeli hayvan. Son 500 yılda yok olanların ise dördüncüsü. Ve ölümünün sorumlusu, insanlık”.
20 milyon yıldır dünya sularında görülen yunusun, nehirde altı hafta süren aramalarda tek bir temsilcisine bile rastlanamadığını belirten gazete, yunusların azalmasını, nehirde artan trafiğe, yük gemilerinin yarattığı kirlenmeye ve balıkçıların ağlarına bağlıyor.
Gazete, “Çin böylece ruhunun bir parçasını yitirdi” diyor…

written by admin

Kas 11

bilim özgürlüğünü kurallar çerçevesinde sürdürmeli. zaten bilimin adında yer alan belli başlı şeyleri yıkmamalı ama aynı zamanda bilim adamı kendini kuralların içine hapsetmemeli.
mesela aşağıdaki linkte geçen pazar okduğum gülsem mi ağlasam mı bilemediğim bir yazı var.

http://www.milliyet.com.tr/2007/08/07/pazar/yazhakan.html

sizce seneye mezun olacak ben, bir psikolog olmak için gereken astroloji bilgisinden yoksun muyum?

ben psikoloji açısından astrolojinin ancak, bir insanın astroloji ile olan ilgisini bilme anlamında bir önemi olabileceğini düşünüyorum. mesela bir danışanın batıl inançları hakkında bilgi sahip olmak için.

şunu reddetmiyorum, pek çoğumuz burcumuza bakarız denk gelirsek, hatta kendi burcumun özelliklerini iyi bilirim, ama bu bir zevktir, eğlencelidir sadece. bilimin ilgi alanına girecek bir şey değildir.
işte burada tüm katı kurallar niye var. bilim istediği gibi özgür değil anlaşılıyor sanırım. işin içine kişisel/kurumsal rantlar giriyor.(biraz konu saptı gibi ama günlerdir kafamı kurcalayan bu komediyi çok çağrıştırdı bana.)

written by admin

Kas 11

Samsung Elektronik, Türkiye pazarına ilk kez sunduğu süper temizlik sistemi Air Wash’ı tüketicilerin beğenisine sundu.

Hanımların yanı sıra beylerin de dikkatinden kaçmayan ekonomik çamaşır makinesi, kuru temizleme dahi yapabiliyor ve çamaşırları ütüye hazır halde çıkarıyor. Sıcak hava teknolojisi ve güçlü teknolojik özellikleri ile çamaşırları istenmeyen kokulardan, gözle görülmeyen bakterilerden ve mikroplardan kurtarıyor.

Kaynak:http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=344693

written by admin

Kas 11

Zamanda yolculuk mümkün ama…
İsrailli bir fizik profesörü, birçok romana ve filme konu olan zamanda yolculuğun mümkün olduğunu iddia etti

Teorik bir model geliştirdi

İSRAİL Teknoloji Enstitüsü öğretim üyelerinden Prof. Amos Ori, zamanda yolculuk ile böyle bir yolculukta kullanılacak bir araç yapmanın mümkün olduğunu öne sürdü. Prof. Ori’nin bu iddiası bilim dünyasının saygın yayın organlarından Physical Review dergisinde yer alınca ciddiyet kazandı. Prof. Ori, geçmişe yolculuğu mümkün kılabilecek bir zaman makinesi imal edebilmek için teorik bir model geliştirdiğini belirtti. Makinenin Einstein’ın izafiyet teorisi çerçevesinde çalışacağını kaydeden İsrailli profesör, maddenin çekim gücünün zaman boyutunda kısa yollar yaratabileceğini söyledi.

Herhangi bir maddeden yapılabilir
PROF. Ori, “Zaman eğrisini yeterince bükerseniz bir döngü yaratıp geçici olarak maziye gidebilirsiniz” dedi. Böyle bir yolculuk için gerekli olan koşulların matematiksel denklemlerini geliştiren Prof. Ori, söz konusu koşulların oluşturulması şartıyla “kapalı zaman eğrisi” dediği bir zaman makinesi yapılabileceğini ileri sürdü. Prof. Ori’ye göre, uzay zaman boyutunda zaman kendi üzerine kıvrılabiliyor. Bu döngü üzerinde seyahat eden bir kişi de maziye dönmüş oluyor. İsrailli bilim adamı zaman makinesinin herhangi bir maddeden yapılabileceğini de iddialarına ekledi, ancak bunun ileriki kuşakların işi olabileceğini söyledi.

written by admin

Kas 11

Eş seçiminde ‘kilo’ ağır basıyor!..

İngiltere’de yapılan yeni bir araştırma, insanların çoğu kez kilosuna yakın kişiyi eş olarak seçtiğini ortaya koydu.
Aberdeen Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, insanların ekseriya kendi sosyal sınıfından eşini seçtiğini ve buna ek olarak görünüş, boy ve ırkı da göz önünde bulundurduğu belirtildi. Buna rağmen araştırmacılar, yaklaşık aynı kilodakilerin de birbirlerini eş olarak seçme olasılığını ortaya çıkardı.
Bilim adamları, bu durumun dünya çapında bir obezite salgınına katkıda bulunabileceğini, çünkü annesi ve babası aşırı kilolu olan çocukların şişmanlamaya daha yatkın olabileceğini ifade etti.
Bilim adamlarının 42 çift üzerinde yaptığı araştırma, eşlerdeki vücut yağı miktarının birbirininkiyle benzer oranda olduğu sonucunu verdi.
Üniversitenin profesörlerinden John Speakman, şu anda bu çiftlerin nasıl birbirlerini bulduklarına tam açıklık getirilemediğini belirterek, aşırı kilolu kişilerin ve obezlerin sosyal faaliyetlerinin tesadüf etmesi sonucu birbirleriyle tanışma ihtimalinin bulunduğunu kaydetti.
Speakman, bu tür birlikteliklerin nispeten yeni bir durum olduğunu, çünkü 1940’lı ve 50’li yıllarda insanların şişmanlamadan önce 20’li yaşlarda evlendiğinin altını çizdi. Şimdilerde daha geç yaşlarda eş seçildiğini ve çocuk sahibi olunduğunu ifade eden Speakman, “Ancak şişmanlayacağımızı tahmin ediyorsak eş seçimini daha erken yapıyoruz” dedi. Speakman, bunun, muhtemel eşlerin vücut yağı temelinde birbirlerini seçmelerini olası kıldığını söyledi.

written by admin

Kas 11

NTV’nin düzenlediği Türk Mucit yarışmasına katılıp, jüri tarafından elenen projelerden biri olan “Sanal Yangın Cihazı”, hayvanların istenmeyen yerlere yaklaşmasını önlüyor. Feyzi Kaya ve Mustafa Gülbay adında iki mucidin geliştirdiği bu proje, söz konusu yarışmada elenmesine karşın, Türk Patent Enstitüsü’nden (TPE) “Şekli Uygunluk Belgesi” aldığı gibi, TÜBİTAK’tan kaynak tahsisine uygun görüldü.
Feyzi Kaya ve Mustafa Gülbay’ın geliştirdiği Sanal Yangın cihazı, TPE’nin inceleme sonuçlarına göre dünyada benzeri olmayan bir buluş. Bu buluş başta bağ, bahçe, meyve ağaçları ve arı kovanlarının bulunduğu yerlerde, meyve ve arıları yiyerek beslenen kuşlar ve diğer omurgalı hayvanların vereceği zararlar ile yabani omurgalı hayvanların taşıdıkları mikropları evcil hayvanlara bulaştırmaları sonucu ortaya çıkacak hastalıkları (kuş grubu vb gibi) daha oluşmadan bertaraf edilmesini amaçlıyor. Buluş ayrıca kuşların çatılar, balkonlar, hava alanları, elektrik kablo ve trafoları, fabrikalar vb gibi yerlere yaklaşmalarını engellemeyi hedefliyor.
CİHAZIN ÇALIŞMA PRENSİPLERİ
Mustafa Gülbay, cihazının çalışma prensipleri ve hangi enerji türünden yararlandığı konularında şu bilgileri veriyor: “Plastik ve/veya polyester küre üzerindeki kütük aynalara, gündüz günün değişik zamanlarında, değişik açılarla çarpan ve yansıyan güneş ışınlarının ateşin cisimleri yakarken çıkardığı düzensiz devinen (hareket eden) alev, şimşek çakması ve yıldırım düşmesi gibi sanal yangın kaynağı görüntüsü oluşturulması esasına dayalı olan bu buluş, doğal hava akınımın (rüzgârın) döndürdüğü Rüzgâr Vantilatörüyle çalışan bir cihazdır.”
Cihazın gece de etkin olacağını açıklan mucitler, iki yeni model üzerinde yaptıkları çalışmaların son aşamaya geldiğini söylüyor ve cihazlarının uygulamaya girdiği anda bahçelerin çevresine tel örgü çekmeye ihtiyaç kalmayacağına dikkat çekiyor.
TARİM ÜRÜNLERİNİN %40′INI KURTARACAK
Çevreye ve hayvanlara hiçbir zarar vermeyen bu cihazın bulunduğu nokranın çevresindeki en az yaklaşık 5.000 m’lik alana hayvanların yaklaşmasını önleyeceğini söyleyen mucitler, cihazın yalnızca gündüz etkin olanının yaklaşık 150 ile 200.-YTL’ ye mal olacağını, gece de etkin olacak modelin maliyet hesaplamalarını daha tam olarak yapmadıklarını bildiriyor.
Son yıllarda yapılan istatistiksel çalışmalara göre, Türkiye’de üretilen tarım ürünlerinin, yaklaşık %40′ı üretici toplamadan, kuşlar başta olmak üzere, sincap, domuz, kirpi, tavşan v.b. gibi omurgalı hayvanlar tarafından yeniyor. Bu durum, hayvanlarla mücadelenin ekonomik önemini ortaya koyuyor.
Bugün kuşlarla mücadelede kullanılan yöntemlerden bazıları şöyle: Ses teknolojisi ile çalışan sonik ve ultrasonik cihazlar, lazer tabancası uygulaması, hologram yanardöner şerit uygulamaları, sürüldüğü alanlarda kuşların konması halinde onlara rahatsızlık veren, uzaklaşma isteği uyandıran jöleler, koku ve tat alma duyularına hitap eden diğer ürün ve cihazlar, ağ benzeri fiziksel mücadele araç ve yöntemleri. Bu ürünlerin tamamına yakını ne yazık ki ithal ediliyor. Korunmak istenen alana yaklaşması istenmeyen hayvanlar ile mücadelede, bugüne kadar yoğun olarak kullanılan ses teknolojisi ile çalışan son derece pahalı, insanın algılayamadığı frekansta sesler yayan ultrasonik ve insanı rahatsız edecek boyutta gürültü kirliliğine yol açan yüksek frekanslı sesler yayan sonik cihazlar yetersiz kalıyor. Bunun nedeni, ses teknolojisi ile çalışan sonik ve ultrasonik cihazların takıldığı mekânda %01 de olsa duyma özürlü canlıların olabilmesi, dolayısıyla cihazın, bu duyma özürlü canlıya etki etmemesidir. Oysa Kaya ve Gülbay’a göre Sanal Yangın Cihazlarında böyle bir sorun yaşanmıyor. Çünkü sağır bir hayvan hayatta kalabilir, ama köstebek ve yarasa dışında kör bir hayvan hayatta kalamaz. Bu nedenle korunmak istenen alana yaklaşması istenmeyen hayvanlar ile mücadelede görme duyusuna hitap eden, yangın olduğu görüntüsünü (imajını) yaratan Sanal Yangın Cihazları, ses, koku ve tat alma duyularına hitap eden diğer ürün ve cihazlar ile jöle ile ağ benzeri fiziksel mücadele yöntem ve araçlarından daha avantajlıdır. Gülbay, kendi cihazlarının doğa ile uyumlu, mücadele edilen canlıya hiçbir zarar vermeyen ve kesin sonuç alınmasını garantileyen bir cihaz olduğunu ileri sürüyor.
Mustafa Gülbay’ın verdiği bilgiye göre korkutucu sesler yayan sonik ve ultrasonik cihazların etkili olabilmesi için 3 ile 15 günlük bir süreye ihtiyaç vardır. Ayrıca bu cihazların 24 saat çalışır konumda tutulmaları gerekir.
Oysa Sanal Yangın Cihazları doğal hava akımı gücüyle çalıştığından kurulduğu anda etkili olabilir.
Her canlı, yuvası, yumurtası veya yavrusu bulunan alanlardan, ne yapılırsa yapılsın kolay kolay uzaklaşmaz. Yeni yetişen yavrular sonik ve ultrasonik cihazdan çıkan seslere bağışık olarak büyürse, doğayı ve sesleri tanımadıkları ve bu seslerden etkilenmedikleri için bulundukları mekânı terk etmezler. Bu durumda söz konusu alandaki yuvalar, barınaklar mutlaka bozularak temizlenir. Örneğin kuşlar, ultrasonik cihazdan çıkan rahatsız edici sesleri duymayacağı bir gedik veya girinti bulduğu noktalarda saklanıp gizlenebilir. Oysa Sanal Yangın Cihazlarının konulduğu alanda yangın var imajı yaratması sebebiyle, kuşlar bu alanlara asla yaklaşamazlar. Lazer tabancasının da 500 metre çapındaki etki mesafesi içinde birçok kuş türünde etkili olduğu, gürültü kirliliği yaratmadığı ve kimyasal içermediği için cazip olduğu söylense de, bunlar akşam gün batımı ve sabah gün ağardığı saatlerde etkilidir. Ne var ki parlak ve açık günlerde lazer ışığının görünürlüğü azaldığından etkili olamıyor.
CİHAZIN DÜNYADA. BAŞKA ÖRNEĞİ YOK!
Bu cihazın dünyada başka örneği olmadığını söyleyen Mustafa Gülbay, patent başvurusundan önce yaptıkları araştırmalar sırasında bu cihaza yakın sayılabilecek tek cihazın İsrailli bir firma olan DIM ARIZOT LTD tarafından geliştirildiğini keşfetmiş. Bu firmanın kuşları kaçırmak amacıyla geliştirdiği cihaz, ileri teknoloji kullanılmasına karşın periyodik bir çalışma prensibi içeriyor. Bunun sakıncası hayvanların periyodik bir devinime karşı zamanla şartlı refleks geliştirmeleri. İnsan ile hayvan arasındaki en temel farklılıklardan birinin insanlardaki çok gelişmiş ritim duygusu olduğunu belirten mucitler, hayvanların düzensiz devinime karşı şartlı refleks geliştiremediklerini böylece Sanal Yangın Cihazları’nın sanal yangın kaynağı yaratılması esasına dayalı olduğu için hayvanları korkuttuğuna işaret ediyor. İlave bilgi için e-posta sanalyangin@gmail.com.
(Cumhuriyet Gazetesi Bilim Teknik Dergisinden alıntıdır!)

youtube dan izlemek için : http://www.youtube.com/watch?v=I9ALvDyeK00

written by admin

Kas 11

Altı yüzü farklı renklere boyalı 3 x 3 x 3′lük bir küpün, önce karıştırılıp sonra da başlangıç konumuna getirilmesine dayanan ünlü Rubik Küpü 1974′te piyasaya sürüldüğünden beri en sevilen mekanik bulmaca olma özelliğini korudu. Bunda tam 43 trilyon farklı olasılığın yarattığı karmaşıklığın da etkisi var. Rubik küpü çok zor olmayan bir çaba sonucu çözülse de bu kadar olasılık içinde her durumda en iyi (yani çözüme en az hamlede ulaşan) çözümün kaç hamle gerektirdiği henüz bilinmiyor. Hesaplar süperbilgisayarlar için bile fazla uzun. Kuzeydoğu Üniversitesinden bilimciler Daniel Kunkle ve Gene Cooperman, yeni bir hesaplama yöntemi sayesinde gereken en çok hamle sayısını 26′ya kadar indirdiler. Bilgisayarın tüm durumları sonuna kadar çözmek yerine bunları çözümü kaç hamle gerektirdiği kesin olarak bilinen 15 bin kadar duruma indirgemesine dayanan yeni yöntemle, cevabın yakında bulunabileceği sanılıyor. Uzmanların tahmini, 20′den biraz fazla sayıda hamlenin çözüm için yeterli olacağı.

Türkiye Zeka Vakfı, 24 Ağustos 2007

written by admin